(4721 S. K. m. 747, 748 ) (743 S. K. m. 671)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine 27.10.2003 gününde verilen dilekçe ile zorunlu geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 14.4.2004 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Makbule Genç tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 747 ( önceki Medeni Kanunu'nun 671. ) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Somut olayda;
Davacı, davalıya ait 4113 ve 4114 parsel sayılı taşınmazlardan 4114 parseli satın aldığını, düzenledikleri yazılı sözleşmede ana yola çıkabilmesi için, davalının geçit hakkı vermeyi taahhüt ettiğini, bu taahhüdü yerine getirmediğinden 4113 parsel sayılı davalı taşınmazından, kendi taşınmazı yararına bedelsiz yada kısmen bedeli tarafından ödenmek suretiyle geçit hakkı kurulmasını talep etmiştir.
Davalı, geçit taahhüdünde bulunmadığından bahisle davanın reddini istemiştir.
Yararına geçit talep edilen 4114 parsel sayılı taşınmaz 4.9.2000 tarihinde tapuda davalı tarafça davacıya satıldığı, dava dilekçesinin ekinde sunulan anlaşma ve taahhüd senedinin de yine aynı gün taraflarca düzenlendiği ve davalıya ait 4113 parselden, davacı parseli yararına geçit izni verildiği görülmektedir.
Taraflar arasında yazılı anlaşma ile, davalı irtifak taahhüdünde bulunmuştur. Mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen kroki ve bilirkişi raporlarında, aleyhine geçit istenen 4113 parselde tespit edilen geçit güzergahları üzerinde ev, kerpiç, yapı kaldırmalar, ek yapı ihale duvarı ve masraflı olduğu, geçidin bu güzergahlardan uygun olmadığı görüşü bildirilmiş ise de belirtilen yapıların yapılması ve davacının geçişine engel olunması davalının kendi subjektif kusurundan kaynaklanmakta olup, davalı sonucuna katlanmalıdır. Bu itibarla davalının, davacıya taşınmazı satarken verdiği geçit irtifak taahhüdü dikkate alınarak 4113 parsel sayılı taşınmazdan davacı taşınmazı yararına geçit hakkı tesisine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmediğinden hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 9.2.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy