(506 S. K. m. 11, 109) (4857 S. K. m. 77) (818 S. K. m. 43, 44)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan
.. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi.....tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava, nitelikçe SSK tarafından karşılanmayan zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Bu nedenle bu tür uyuşmazlıklarda, zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası niteliğinde olup olmadığı, sigortalının meslekte kazanma güç kayıp oranı ve bu orana göre, Kurum tarafından bağlanan peşin sermaye değerinin, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin araştırılıp saptanması gerektiği söz götürmez. Oysa mahkemece, açıklanan doğrultuda inceleme ve araştırma yapılmadığı ortadadır.
Bu tür davalarda tespit edilmesi ve yerine getirilmesi gereken hususlar 506 sayılı yasa, İş Kanunu, BK. ve Yargıtay uygulamaları çerçevesinde belirlenmelidir. Bu nedenlerle olayın 506 sayılı yasanın 11. maddesinin öngördüğü biçimde iş kazası olup olmadığı belirlenmeli, iş kazası olduğunun belirlenmesinden sonra davacıda oluşan işgörmezlik oranı yine 506 sayılı yasanın 109. maddesinin öngördüğü prosedür çerçevesinde çözülmelidir. Sigortalı da oluşan işgörmezlik oranı, sigortalıya bağlanan peşin sermaye değeri ile tazminatın miktarını doğrudan etkileyeceğinden mükerrer ödemeyi ve haksız zenginleşmeyi önlemek için SSK tarafından sigortalıya gelir bağlanıp bağlanmadığının sorulması, gelir bağlandığı takdirde bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin kurumdan sorularak bilgilendirilen ("Belgelendirilen" yazılması gerektiği kanısındayım) miktarın en son zarardan indirilmek suretiyle tazminatın tespit edilmesi gerekir. Gelir bağlanmadığının anlaşılması durumunda sigortalıya gelir bağlanması için SSK'na başvurması, giderekte dava açması için önel verilmelidir.
Öte yandan işverenin tazminattan sorumlu tutulması, giderek, tazminat miktarının belirlenmesinde; İş Kanununun 77. ve İş Güvenliği Tüzüğünün öngördüğü önlemlerin iş yerinde olup olmadığının saptanması ile mümkündür. Bu yön ise, başka bir anlatımla, işverenin kusurlu olup olmadığı, varsa kusur oranı uzman bilirkişiler tarafından düzenlenecek kusur raporu ile tespit edileceği yönü tartışmasızdır. Dosyadaki bilirkişi raporunun bu unsurları taşımadığı açıktır.
İşçi Sağlığı, iş güvenliği konularında uzman bilirkişilerden İş Kanununun 77. ve tüzük hükümleri göz önünde tutularak yöntemince rapor alınmalı, alınan rapor, mevcut delillerle birlikte değerlendirilmelidir.
Tazminatın saptanmasında ise; zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, bakiye ömrü, iş görebilirlik çağı, iş görmezlik ve karşılık kusur oranları, Sosyal Sigortalar tarafından bağlanan peşin sermaye değeri gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerektiği tartışmasızdır. Öte yandan tazminat miktarı; işçinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluştuğu yönü ise söz götürmez. Başka bir anlatımla, işçinin günlük net geliri tespit edilerek bilinen dönemdeki kazancı mevcut veriler nazara alınarak iskontolama ve artırma işlemi yapılmadan hesaplanacağı, bilinmeyen dönemdeki kazancının ise; yıllık olarak % 10 artırılıp % 10 ıskontoya tabi tutulacağı, 60 yaşına kadar (aktif) dönemde, 60 yaşından sonra da bakiye ömrüne kadar (pasif) dönemde elde edeceği kazançların ortalama yöntemine başvurulmadan her yıl için ayrı ayrı hesaplanacağı ve açıklanan hesaplama yönteminde, işçinin yaşı ve işçide oluşan meslekte kazanma gücü kayıp oranına göre ileride çalışıp yaşlılık aylığına hak kazanması üstün olasılık içinde bulunması durumunda zarar hesabında pasif dönemde elde edeceği kazançların dahil edilmeyeceği, kaçınılmazlık, kusursuzluk veya kusurun ağırlığı gibi nedenlerden ötürü Borçlar Kanununun 43-44. maddeleri gereğince indirim yapılabileceği ve son olarak ta SSK'dan bildirilen peşin sermaye değerinin indirileceği böylece belirlenen tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütüleceği hususlarının da göz önünde tutulması gerekir.
Manevi tazminat yönünden ise yukarıda açıklanan şekilde belirlenecek iş kazası tespiti, meslekte kazanma güç kayıp oranı ve kusur raporu dikkate alınarak, olayın oluş şekli, müterafik kusur oranları, davacının duyduğu elem ve ızdırabın derecesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları değerlendirilerek tazminat miktarının belirlenmesi gerektiği de açıktır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 11.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy