(743 S. K. m. 638, 931) (4721 S. K. m. 712, 1023) (4342 S. K. m. 3, 4, 14) (3194 S. K. m. 11) (775 S. K. m. 3) (1580 S. K. m. 70)
Davacı vekili tarafından, davalı Şeniz Tatari vd. aleyhine 26.6.201 tarihinde verilen dilekçe ile tapu iptali ve mera olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 23.10.2003 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Davacı Hazine, mera vasfı ile Hazine adına kayıtlı 2382 parsel s. 3.2.1960 yılında Bornova Belediyesi adına tescil edildiğini, daha sonra taşınmazın ifrazı sonucu oluşan 238 ada 5, 6 ve 7 parsel s. taşınmazların oluştuğunu ve bunlardan 5 parsel s. olanının davalılara satıldığını evveliyatı mera olan taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacağını, kayıt maliklerinin de Medeni Yasanın 931. maddesinden yararlanamayacaklarını ileri sürerek davalılar adına olan tapu kaydının iptalini istemiştir.
Davalılar yargılamaya katılmamışlardır. Mahkemece, dava konusu taşınmazın mera vasfını kaybettiği ve şehir merkezinde kaldığı, davalıların da taşınmazı iyi niyetli olarak iktisap ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu taşınmazın 1 parsel sayısı ile 1949 yılında mera olarak sınırlandırıldığı, 3.2.1960 gününde 7367 s. Kanun'un 1. maddesi uyarınca, 6188 s. Kanundaki Amaçlara uygun olarak kullanılmak üzere belediyeye devredildiği, çeşitli parsellere ayrılan taşınmazdan 5 parsel s. olanının cebel arazi niteliği ile davalılara satıldığı, bu tarihlerde imar planının bulunmadığı ve taşınmazın evveliyatında mera olduğu konusunda çekişme yoktur. Taşınmaz halen 8'den 146'ya kadar parsellere ifraz edilmiş olup Bornova Otoyol Geçiş Uygulama İmar Planına göre de bu taşınmazların, konut alanı, yol ve otoyol alanında kaldığı da dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için meraların hukuki niteliğinin saptanması, meralık vasfının ne biçimde değişeceğinin belirlenmesi, 7367 s. Yasa uyarınca belediyelere devredilen ve imar planı kapsamında kalan meraların hukuki durumu ve Medeni Yasanın 931. (1023) maddesinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığı üzerinde durulması gerekmektedir.
4342 s. Mera Kanununda, hayvan otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri kullanılan taşınmazlar (m 3/a) mera olarak tanımlanmış ve kullanım hakkı bir veya birden çok köy veya belediyeye ilişkin olan meraların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu belirtilmiştir. (m 4/1) Ayrıca meraların özel mülkiyete geçirilemeyeceği de yasada düzenlenmiştir. (m 4/3) 3194 S. Kanunun 11. maddesi yine anılan Kanun ile değiştirilmiş, imar planı sınırları içerisindeki kadastrol yollar ile meydanların, imar planının onayı ile bu vasıflarını kendiliğinden kaybederek onaylanmış imar planı kararı ile getirilen kullanım amacına konu olacağı belirtilmiştir. (m 35.) Böylece mera sözcüğü 3194 S. Kanunun 11. maddesi kapsamından çıkarılmış ve meraların belediyeler tarafından imar planı kapsamına alınarak bu vasfını yitirmesinin önüne geçilmiştir. Mera olarak sınırlandırılan taşınmazın bu niteliğinin değişimi ise Mera Yasanın 14. maddesinde düzenlenmiştir. Mera Yasanın yürürlüğe girdiği 28.2.1998 gününden önceki uygulamada da, 3194 s. kanunun 11. maddesi uyarınca imar planı kapsamına alınan meraların Danıştay 1.Dairesinin 10.2.1989 gün 1988/326-1989/19 s. kararı uyarınca ... imar planı sınırları içerisindeki meraların, planın onayı ile birlikte hukuki bakımdan meralık niteliğini yitireceği, bu yerlerden genel hizmetlere ayrılanların belediye veya özel idareye bedelsiz terkinin gerekeceği, genel hizmetler dışında özel mülkiyete konu olabilecek bir amaca ayrılan yerlerin onaylanmış imar planıyla getirilen kullanım amacına konu ve tabi olacakları, ancak bu durumun meralardan elde edilen yerlerin belediyeler adına tescilini gerektirmeyeceği öngörülmüştür. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü de Danıştay kararı doğrultusunda çıkarttığı 1.5.1989 günlü ve 1498 s. Genelgesinde ... imar planında meydan, yol, park, yeşil saha, otopark, toplu taşıma istasyonu, terminal gibi umumi hizmetlere ayrılmış yerler dışında kalan ve konut, sanayi ve ticaret alanı gibi özel mülkiyete konu olan kısımların arsa vasfıyla artık belediyeler adına değil, Maliye Hazinesi adına tescil edileceği biçiminde düzenleme getirmiştir. Hazineden Belediyelere Devredilecek Arazi ve Arsalar hakkındaki 7367 s. Kanunun 1 ve 775 s. Gecekondu Yasasının 3. maddesinin 1.fıkrası ile, Hazinenin mülkiyetinde ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan arazi ve arsalardan belediye sınırları içerisinde bulunanlar belediye mülkiyetine geçirilirken bu maddenin 2.fıkraları ile kamu hizmetine özgülenmiş olan yerler yani meralar 1.fıkra hükümü dışında bırakılmıştır. Ayrıca, bu yasası yürürlükten kaldıran 775 s. Yasada, belediye sınırları dahilinde kalan meraların niteliği kaldırıldığında, o belediyenin özel mülkü olacağına ait bir kural yer almamıştır. Meralara ait 1580 s. Belediye Yasası hükümlerine baktığımızda da, Yasanın 70/11. maddesi uyarınca Belediye Meclislerinin Devlete ilişkin meraların yalnızca yararlanma ve kullanma şekillerini değiştirebilecekleri düzenlenmiştir. Belediye Meclisi kararı ile meraların özel mülkiyete dönüştürülmesi ve satılması da olanaklı değildir. (HGK. nun 26.3.1976 gün 1976/19-1976/1172 s. kararı) Bütün bu açıklamalar ışığında somut olaya baktığımızda, gerek 4342 s. Mera Yasası gerekse bu yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önceki kanuni düzenlemelere göre, meraların bu vasıfları yöntemince ortadan kaldırılmadıkça, 6188 s. Kanundaki amaca uygun olarak kullanılmak üzere veya imar planı kapsamına alınarak yada belediye meclisi kararları ile özel mülkiyete dönüştürülmesi olanaklı bulunmamaktadır. Bu sebeplerle dava konusu taşınmazın Belediye adına yazıldıktan sonra davalılara satılmasının hiçbir kanuni dayanağı yoktur. Kanuni dayanaktan yoksun olarak tapuda belediye adına tescil yolsuz tescil niteliğinde bulunduğundan hukuken yokluk ifade eden tapu üzerinden iktisapta bulunan kişilerin de Medeni Yasanın 638. (712) ve 931. (1023) maddesinden yararlanma olanakları bulunmamaktadır. (Dairemiz 15.10.1981 gün 6939/7298 s. ilamı)
Mahkemece, yukarda açıklanan yönler gözetilmeksizin ve dava konusu 5 parsel s. taşınmazın ifraz ile ayrıldığı taşınmaz kayıtları da incelenmeden yazılı gerekçe ile davanın reddi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarda yazılı nedenlerle; kabulü ile hükmün BOZULMASINA, karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy