(4721 S. K. m. 684, 718) (3194 S. K. m. 18) (2981 S. K. m. 10)
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.6.2002 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil davalı/K.Davacı tarafından verilen 24.6.2002 günlü dilekçe ile de elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine, karşı davanın kabulüne dair verilen 20.4.2004 günlü hükmün Yargıtay'ca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı/K.davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 7.12.2004 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı/k.davalı L. M. vekili Av. N. B. ile karşı taraftan davalı/davacı K. O. vekili Av. B. K. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulü ile karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı.
Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Yasal ayrıcalıklar dışında, Medeni Kanunun 684/1 ve 718/2. maddelerine (Önceki Medeni Kanunun 618 ve 644/2.) göre arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar. Bunun ayrıcalıklarından birisi de 3194 sayılı imar yasasının 18/9. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye "...Tamamının veya bir kısmının plan veya mevzuat hükümlerine göre muhafazası mümkün görülmeyen yapılar ise, birden fazla parsele rastlayabilir. Hisseli bir veya birkaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri, ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe ve aralarında başka bir anlaşma temin edilmedikçe veya şüyuu giderilmedikçe, bu yapıların eski sahiplerin tarafından kullanılmasına devam olunur." şeklindedir.
Getirilen bu özel hüküm ile, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile zemin arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmış, zemin malikinin tasarruf gücü kısıtlanmıştır.
2981 sayılı yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik 10/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirilmiştir.
Yukarıda açıklanan ayrıcalıklar ile, bir kimse kendi taşınmazı üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşa etmiş, imar uygulaması sonucu bu yer üçüncü kişiye ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan, kusurlu sayılamamış ve imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duyulmuştur.
Somut olaya gelince;
Dosya kapsamından 10 ve 17 numaralı parsellerin bulunduğu Samsun Merkez Cedit mahallesi mevkiinde 1997 yılında koruma amaçlı imar planı uygulaması yapıldığı anlaşılmaktadır. Az yukarıda söylendiği gibi davacıya ait 10 numaralı parsel imar uygulaması sonucu davalıya ait 17 parsele taşkın hale gelmiş ise idari kararla oluşan bu duruma davacı kendi iradesi dışında neden olmuş sayılacağından yapı sahibinin korunması zorunludur. Ne var ki, mahkemece bu konuda yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli bulunmamaktadır. Yapılması gereken iş ilgili idari merciden tüm imar uygulamasına ilişkin harita ve belgeleri getirtmek yerinde yeniden keşif yapılarak taşkın yapının hukuki durumunu yol gösterildiği üzere belirlemek ve karşı davanın konusu olan elatmanın önlenmesi ile kal talebini sonucu doğrultusunda değerlendirmek olmalıdır. Karşı dava eksik incelemeye dayalı olarak kabul edildiğinden karar bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, davacı/karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 400.000.000 TL. duruşma vekalet ücretinin davalı/K.davacı K. O.'dan alınarak davacı/K.davalı L. M.'ye verilmesine, 7.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy