(4721 S. K. m. 706)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.2.2000 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil olmazsa tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair verilen 6.6.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, evlilik birliği içinde edinilen malların birlikte alındığı iddiası ile açılan tapu iptali ve tescil, bu istem kabul edilmezse taşınmazların alımına katkı payının tazminat olarak tahsili isteğine ilişkindir.
7.10.1953 Tarih, 7/8 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere; sicilde eşlerden biri adına kayıtlı bulunan bir taşınmazın, gerçekte kendi namına satın alınması gerektiğini ve bedelini de kendisinin verdiğini ileri sürerek kaydın adına tashihini isteyen diğer eşin bu isteğinin Kabul edilebilmesi için, aralarında Medeni Kanunun 706. maddesi ( önceki Medeni kanunun 634. maddesi ) hükmüne göre düzenlenmiş resmi bir sözleşme olması gerekir. Böyle bir sözleşme yoksa davacının mülkiyet aktarımı için geçerli bir hukuki nedene dayandığından söz edilemez ve ayın ( mülkiyet ) iddiası dinlenemez. Salt bedelin davacı tarafından ödenmiş olması veya eşler arasında temsil ilişkisinin bulunması da kaydın iptalini gerektirmez.
Karı koca arasında mal ayrılığı rejiminin bulunması Borçlar Kanunu uyarınca sözleşme ilişkisinin kurulmasına engel değildir. Evlilik birliği kurulurken bunun ömür boyu süreceği düşüncesi hakimdir. Bu düşünce nedeniyle de ortak yaşama ve geleceği güvence altına almak amacıyla eşlerin birlikte yatırım yapmaları yaşamın olağan akışıdır. Karşılıklı güvene dayalı olarak kurulan evlilik birliği içerisinde eşlerin aralarındaki hukuki ilişki yazılı sözleşmeye bağlamaları beklenemez.
Somut olayda, davalı eş, davacı karısının katkı payının varlığını kabul etmiştir. Esasen yukarıda söylendiği gibi karı kocanın geleceğini güvence altına almak amacı ile birlikte yatırım yapmaları hayatın olağan akışına uygundur. Böyle olunca mahkemece davacının çekişmeli taşınmazdaki katkı payı bilirkişiye hesaplattırılmalı, istemin bu bölümü hüküm altına alınmalıdır. Mahkemece, taraflar arasında yazılı bir sözleşme yokken tapu iptali ve tescil isteminin hüküm altına alınması doğru olmadığından karar bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 9.3.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy