(818 S. K. m. 29, 30)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.08.1994 gününde verilen dilekçe ile satış vaadine dayalı tapu iptali ve tescil, karşı dava ile sözleşmenin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tapu iptali ve tescil talebinin reddine, sözleşmenin iptali talebinin kabulüne dair verilen 30.09.2003 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı (karşı davalı) vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, karşı dava satış vaadi sözleşmesinin iptaline ilişkindir.
Davacı M. 59 yaşında, davalıların murisi M. ise 76 yaşında iken 28.11.1984 tarihinde evlenmiş, yaklaşık altı yıl evli kaldıktan sonra 31.01.1991 tarihinde kesinleşen boşanma kararı ile boşanmışlardır. Davalıların murisinin 23.09.1986 tarihinde açtığı boşanma davası 31.03.1987 tarihinde feragat nedeniyle reddedilmiş, bu dava henüz karara bağlanmadan 05.01.1987 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile davalıların murisi Müslim dava konusu, yüzölçümleri toplam 98.000 metrekareyi bulan taşınmazları 4.000.000 lira bedelle davacıya satmayı vaat etmiş, sözleşmede satış bedelinin ödendiği belirtilmiştir. Davalıların murisinin 31.03.1998 tarihinde açtığı boşanma davası da feragati nedeniyle 17.11.1998 tarihinde reddedilmiş ise de taraflar murisin 07.08.1990 tarihinde açmış olduğu dava sonucunda 31.3.1991 tarihinde kesinleşen karar İle boşanmışlardır.
Davacı Makbule, 18.08.1994 tarihinde bu davayı açarak satış vaadine dayanarak iptal ve tescil istemiştir.
M.T.'in mirasçıları olan davalılar, satış vaadi sözleşmesinin taraflar evli iken düzenlendiğini, aslında dava konusu taşınmazların davacıya bedelsiz devredildiğini, davacının "ben durmam, karın olarak kalmam, bana teminat ver" şeklinde sözler söyleyerek baskı yapması üzerine murislerinin davacıya gizli bağış yaptığını fakat tapuda satış gösterildiğini, aktin muvazaalı olduğunu savunarak davanın reddini istemişler; karşı dava ile de, aktin davacının evlilik birliğini bozma tehdidi sonucu yapıldığı, danışıklı olduğu ve gayri ahlaki temellere dayandığı gerekçesiyle satış vaadi sözleşmesinin iptalini talep etmişlerdir.
Davacı M., davalıların iddialarının doğru olmadığını, dava konusu taşınmazları satın alabilecek parasal gücü bulunduğunu, satış vaadi sözleşmesinin hiçbir baskı ve tehdit olmaksızın tamamen muris M.'in hür iradesiyle düzenlendiğini savunarak karşı davanın reddini istemiş, bu hususta tanık dinletmiştir.
Borçlar Kanunu'nun 29. ve 30. maddelerinde ikrahın tanımı yapılarak şartları düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu'nun 29. maddesi gereğince, diğer taraf veya üçüncü bir şahsın ikrahı ile bir sözleşme yapmış olan kimse, sözleşmenin kendisini bağlamadığını ileri sürebilir ve böyle bir sözleşme ile yükümlü kılınamaz. Ancak, satış vaadi sözleşmesi evlilik birliği içerisinde yapılmıştır. Davalılar sözleşmenin davacının evliliği bozacağı yönündeki baskısı altında yapıldığını ileri sürmüş iseler de, dosya kapsamına, toplanan delillere ve dinlenen tanık bayanlarına göre bu husus kanıtlanamamıştır. Davacıların iddialarının aksine sözleşmenin düzenlendiği tarihte davalıların murisleri tarafından açılmış bir boşanma davası mevcut olup muris Müslim sözleşmenin yapıldığı tarihten sonra bu davasından feragat ettiği için davasının reddine karar verilmiştir.
Diğer taraftan davacının dayandığı satış vaadi sözleşmesi resmi şekilde yapılmış olup sahteliği de iddia ve aynı nitelikteki bir belge ile kanıtlanamadığı gibi davalılar tarafından sözleşmeyi geçersiz kılacak başkaca nedenler ileri sürülmediğinden sözleşmenin geçerli olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle, satış vaadi sözleşmesine değer verilerek davacının tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne, sözleşmenin iptaline yönelik karış davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı (karşı davalı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 30.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy