(1086 S. K. m. 72, 74, 516, 532)
Dava: Davacı tarafından davalı aleyhine Toplantı Tutanağı başlıklı hakemlerce verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi K. A.Ş tarafından istenilmekle süresinde yapıldığı kabul edilen temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Temyiz, Toplantı Tutanağıdır başlıklı ve HUMK. nun 532. maddesi uyarınca gerekli işlemler mahkemece yerine getirilmek üzere mahkemeye sunulan hakem kararına ilişkindir.
Gerçekten, taraflar arasındaki 13.4.2002 günlü sözleşmenin 19. maddesinde tahkim şartı bulunduğundan mevcut uyuşmazlığın giderilmesinde ihtiyarı tahkimi düzenleyen HUMK. 516-536 maddeleri doğrultusunda işlem yapılmalıdır.
Kural, uyuşmazlıkların Genel Mahkemelerde çözümüdür. Ancak HUMK. nun 516. maddesi izin verdiğinden, taraflar uyuşmazlığını hakem denilen özel kişilere de götürebilir. Bir davanın mahkemede açılışından mahkemece verilecek kararın kesinleşmesine kadar uyulması gereken usul kuralları HUMK. nun da gösterilmişse de tahkim yönteminde uygulanacak kuralların ne olacağı yasada ayrıntılarıyla yer almamıştır. Hâlbuki tıpkı mahkemelerde olduğu gibi hakemlerinde önlerine getirilen uyuşmazlığı çözerken uymaları zorunlu hukuk kurulları olmalıdır. Bu kurallara uyulmazsa yargılamada ciddiyetsizlik, varılacak sonuçta keyfilik kuşkusu olması kaçınılmazdır. O yüzden somut olayın özelliği gereği öncelikle hakemlerde açılacak davalarda, dava açma yönteminin ne olduğu hususu üzerinde durulmalıdır. Doktirinde ve Yargıtay uygulamasında hakemlerde sözlü olarak da dava açılabileceği kabul edilmekte ise de bu ancak tarafların imzalarını taşıyan hakemlerce tutulacak bir tutanakla olanaklıdır. Fakat hakemlerdeki davanın onlara verilecek bir dava dilekçesi ile açılacağında tartışma yoktur.
Dava dilekçesinde bulunması gerekenler ise, HUMK. nun 179. maddesinde gösterilmiştir. İnceleme konusu olayda davacı yanın yöntemince düzenleyerek hakemlere verdiği dava dilekçesi olmadığı gibi, dava dilekçesi yerine geçecek düzenlenmiş bir tutanakta bulunmamaktadır. Akçıkça söylemek gerekirse hakemlerde usulüne uygun açılan bir dava yoktur. Tarafların kendi hakemlerini seçmeleri, bu hakemlerinde üçüncü hakemi seçmiş olmaları bir davanın varlığını göstermeyeceğinden hakemlerin önlerine getirilmiş bir çekişme varmışçasına soruna doğrudan el koyarak karara varmaları HUMK. nun 72 ve 74. maddelerine aykırıdır. Dolayısıyla hakemlerce Toplantı Tutanağı başlıklı temyize konu karar yok hükmündedir. Öte yandan, hakemlerin de tıpkı mahkeme hakimi gibi tarafların iddia ve savunmalarını saptamaları gerekir. Bir dava açmak hasım taraf aleyhine bir iddiada bulunmak demek olduğundan ileri sürülen iddia hasım tarafa bildirilerek, savunma alınmadan ve delilleri toplanmadan karar verme olanağı da yoktur. Hakemler bilirkişi olmadıklarından kendilerini bilirkişi yerine koyarak rapor veya mütalaa yerine geçecek beyanda da bulanamaz. Aksi takdirde bu şekilde verilecek bir karara ileride tıpkı mahkeme kararı gibi icra gücü kazandırmak mümkün değildir. Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere usul yöntemine uyulmadan verilen icra gücü kazanma olanağı da bulunmayan yok hükmündeki hakem kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile yok hükmündeki Toplantı Tutanağı başlıklı hakem kararının bozularak KALDIRILMASINA, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 01.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy