(3194 S. K. m. 11)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.8.2003 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 23.11.2004 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Mevlüt Varan tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava ile, arazi eğimine göre daha aşağıda yer alan davacı mülkiyeti ve kullanımında bulunan taşınmazlarına yukarı kesimde taşınmazları bulunan davalılarca bilirkişi krokisinde kırmızı ile boyanarak gösterilen bölümün zemininde önceden beri var olan arkın kapatıldığı ve bu nedenle başıboş kalan yağmur sularının önceki mecraını terkle kendi taşınmazına zarar verdiğini bildirerek, yine krokide A+B+C+D+E harfleriyle gösterilen imar yolunu da kapatma biçiminde gelişen elatmaların önlenmesini istemiş, davalılar davanın reddini savunmuş, mahkemece, imar yolu zeminini oluşturan A+B+C+D+E harfleriyle gösterilen bölümlerde kamulaştırması yapılmadığı nedeniyle bu kesimlerin eski sahiplerince tasarrufa devam edilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmadığı hükme gerekçe yapılarak dava reddedilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Yerinde yapılan keşif ve dosyaya konulan belge ve pafta örneklerine göre taraf taşınmazlarının bulunduğu bölgede 3194 Sayılı Yasa gereğince imar uygulaması yapıldığı ve buna göre 112 ada 2 parselin davacı adına, 109 ada 1 ila 6 ve 108 ada 7 parselin de davalılar adına tescil edildikleri anlaşılmıştır. Bu yöredeki arazinin kuzeyden güneye doğru eğimli olduğu, imar uygulaması yapılmadan önceki zaman için yukarıdan gelen yağmur ve artık suların var olan bir arktan aşağı istikamete doğru bölgeyi terk ettiği anlaşılmaktadır. Mevcut arkın nereden geçtiği krokiye yansıtılmamıştır.
Davacı iddiasına göre bu ark şimdiki imar yolunda kırmızı ile boyanan kesimden geçtiği söylenmiştir. İmar uygulaması ile köy ya da Belediye tarafından yeni yolların fiilen hizmete açılmadığı anlaşılmakta olup yola gelen bir kısım taşınmaz bölümlerinin bitişik parsel sahiplerince tarım amaçlı kullanılmaya başlanması davacı tarafça ileriye sürülüp arkların yok edildiği belirtildiğine göre, bu iddia üzerinde durularak davacı tanık listesinde yer almış iken yerel bilirkişi olarak dinlenen Hidayet Toy'dan önceki uygulamanın ne yolda olduğu hakkında gerekli bilgilerin alınması ve bu bilgilerin krokiye yansıtılarak denetime elverişli raporlar düzenlettirilmesi gerekmektedir. Belediye ya da köy tüzel kişiliğince imar yollarının henüz fiilen açılmamış olması nedeniyle bu kesimlerin varsa önceki sahiplerince kullanılması yasaya aykırılığı oluşturmaz ise de, bu zeminde önceden var olan yol ve arkı da onların tahribine hak kazandırmaz.
Bundan ayrı mahkemenin, yola giden zeminlerde kamulaştırma yapılmadığı nedeniyle eski sahiplerinin mülkiyet haklarını saklı görmesi biçimindeki görüşü de yasaya uygun değildir. Çünkü; 3194 sayılı yasa gereği yapılan imar uygulamasında belirli bir ada kesiminde yer alan taşınmaz sahiplerinden yol, meydan, park ve diğer kamusal hizmetler için taşınmazlarının %40'ına kadarını bedelsiz olarak terk etmeleri yasanın amir hükmü gereğidir. Bu nedenle %40'ı aşmayan genel hizmetlere bırakılmış bu gibi yerlerin mülkiyeti, yapılan uygulama ile doğrudan kamuya geçmiş sayılır.
Yukarıdan beri sayılan ve açıklanan nedenlerle mahkemenin eksik inceleme ve araştırma ve hukuka uygun düşmeyen yorum ile yazılı olduğu biçimde karar vermesi yasaya aykırıdır. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 4.5.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy