(4721 S. K. m. 701, 706, 716, 1010/son) (818 S. K. m. 22) (1512 S. K. m. 89)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.1.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptal tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 7.12.2004 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, satış vaadi sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Kaynağını Borçlar Kanunu'nun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanunu'nun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanunu'nun 706 ( önceki Medeni Kanunun 634 ) ve Noterlik Kanunu'nun 89. madde hükümleri uyarınca noter önünde resen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı,taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Medeni Kanunun 716. ( önceki Medeni Kanun 642 ) maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan davaların kabulüne karar verebilmek için sözleşmenin ifa olanağının bulunması zorunludur. Elbirliği mülkiyetine ( Türk Medeni Kanunu m.701 ) konu bir taşınmazda elbirliği ( iştirak halinde ) ortaklarından birinin,ortaklık dışı bir kişiye satım vaadinde bulunması halinde, sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerli olmakla birlikte ortaklığı çözülünceye kadar sözleşmenin ifa dayanağı varlığı düşünülemez.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, davalılar ile kardeş olduğunu, miras bırakanı ve tapu maliki Ahmet oğlu Haydar Sarıdağ adına kayıtlı 2211 ve 431 parsel sayılı taşınmazlarda davalılara ait miras paylarını taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile satın almasından davalılara ait payların adına tescilini istemiştir. Mahkemece, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi geçerli ise de taşınmazların haciz ve ipotekle yükümlü oldukları, bu hali ile haciz ve ipotek şerhlerinde hakkı bulunanlar aleyhine sonuç doğuracak şekilde tapu iptali ve tescil kararı verilemeyeceği kanaatine varıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen ve davacının tescil isteğinin dayanağını oluşturan Niğde 1.Noterliği'nin 21.12.2001 gün ve 13368 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesi biçimine uygun olarak düzenlenmiş olup geçerlidir. Bu olgu mahkemenin de kabulündedir.
Dosyada sunulu veraset ilamından davacı ve davalıların tapu malikinin mirasçıları olduğu anlaşıldığından, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağı bulunduğu gibi, TMK 1010/son maddesi gereği, "tasarruf yetkisi kısıtlamaları, şerh verilmekle taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebileceğinden" davanın kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 5.5.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy