(4721 S. K. m. 747)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 11.12.1999 gününde verilen dilekçe ve birleştirilen dosyada davacı Zülfe Yılmaz tarafından verilen 15.3.1999 günlü dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 4.4.2002 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı Şerifnaz Orhan vekili duruşmasız olarak davalı Mustafa Bulut tarafından istenilmekle, tayin olunan 29.3.2005 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden Serifnaz Orhan geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaların dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: 1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre her ki davalının diğer temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi gerekmiştir.
2-Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 747 ( önceki Medeni Kanunu'nun 671. ) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı yada geçit yetersizliği denilmektedir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz Malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Dava ve birleşen davanın açıldığı tarihler 11.2.1999 ve 15.3.1999, hüküm tarihi ise 4.4.2002'dir. Kurulan geçit yeri için öngörülen bedel 21.9.2001 tarihinde yapılan keşifte ve dava tarihine göre belirlenmiştir. Hal böyle olunca dava tarihi ile karar tarihi arasında taşınmaz değerinde değişim yaratabilecek uzunca bir sürenin geçtiğinin kabulü ve hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılarak buna göre sonuca gidilmesi gerekir.
Öte yandan, saptanan geçit bedelinin hükümden önce depo ettirilmemiş olması da doğru görülmediğinden, karar bu nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte yazılı nedenlerle hükmün temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde iadesine, 29.3.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy