(4721 S. K. m. 1024)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.7.2004 tarihinde verilen dilekçe ile tapu kayıtlarında intifa hakkının kaldırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; hüküm fıkrasında belirtilen biçimde davanın kabulüne dair verilen 14.6.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı Şükrü vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma isteminin dava değeri yönünden reddine karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, taraflar arasındaki boşanmayı sağlayan ve boşanmanın feri hükümlerini düzenleyen 17.1.2003 günlü protokol uyarınca mülkiyeti davacıya geçirilen 97 parsel s. taşınmazdaki 2 ve 3 numaralı bölümlerde davalı yararına konulan intifa hakkının kaldırılması istemine ilişkindir. Gerçekten 17.1.2003 tarihli tarafların imzası bulunan ve Bornova 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/1417 s. dosyasında hükme dayanak yapılan 17.1.2003 günlü protokolde davalının maliki olduğu 97 parsel üzerinde bulunan 2 ve 3 numaralı meskenler mülkiyetinin 1/2 şer pay olmak üzere davacı Havva Garip ile dava dışı Dilek Garip'e geçirileceği yazılıdır.
Mahkemece de bu protokol doğrultusunda hüküm kurulmuş bulunmaktadır. Görülüyor ki ne, 17.1.2003 günlü protokolde ve ne de boşanma kararında mülkiyeti davacı ve tarafların ortak çocuklarının intikal ettirilecek 2 ve 3 numaralı bağımsız bölümler üzerine davalı yararına intifa hakkı veya Türk Medeni Yasası'nın 823. maddesinde hükme bağlanan bir binadan veya onun bir bölümünden konut olarak yararlanma yetkisi veren oturma hakkı tesisine dair hüküm yoktur. Ne var ki esasen davalının maliki olduğu taşınmazların intikali yapılırken sözleşmede ve mahkeme hükmünde yer verilmediği durumda tamamının intifa hakkı davalı Şükrü Garip'e verilmiştir. Bu biçimde bir uygulama yapılmasının tarafların gerçek iradesi ile bağdaşmayacağı ve kesinleşen mahkeme hükmüne aykırı olduğu açık-seçiktir.
Sonuç: Davacı Medeni Yasanın 1024. maddesine dayanarak bu durumu bilen veya bilmesi gereken kişilere karşı tescilin hukuki sebepten yoksun bulunduğu iddiası ile terkinini her zaman isteyebilir. İyiniyetli olmayan ve yararına yolsuz tescil ile hak kazandırıcı işlemler yapan kişinin bu olayda zaman aşımı iddiasının dinlenme olanağı yoktur. Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve bütün dosya içeriğine göre davalının temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden tahsiline, 02.06.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy