(4721 S. K. m. 1027)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.8.2005 tarihinde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 10.6.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya sair hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu sebeple de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, sair bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapu Sicil Müdürlüğü'ne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Düzeltilecek tapu kaydı bütün dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak biçimde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3- Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4- İstek konusunda tanık dinlenmelidir.
5- Bütün bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tesbit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, dava konusu taşınmazlarda Aysel olan adının Aysen olarak yazıldığını, soyadının ise hiç yazılmadığını ileri sürerek düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Yapılan araştırma ve soruşturma hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; dava konusu taşınmazlardan 493 ve 495 parsel s. taşınmazların geldisi olan 176 parsel s. taşınmaza ilişkin kadastro tesbit tutanağının aynı mahkemenin 1974/ 114 esas s. dosyasına gönderildiğinin bildirildiği durumda anılan dosya getirtilerek incelenmemiştir. Öte yandan, dava konusu 187 parsel s. taşınmazın kadastro tesbit tutanağı edinme nedeninde, tespite esas alınan tapu kayıtları ile Osman Efendi'ye ilişkin olduğu ölümü ile mirasçılarına kaldığı ve mirasçıları arasında Aysen isimli bir kişinin de bulunduğu yazılıdır. Tespite esas alınan tapu kayıtları ile Osman Efendi'nin bütün çocuklarını gösterir nüfus kayıt örneği getirtilmeli bulunamadığı takdirde davacıdan kök tapu kayıt maliki Osman Efendi ile irtibatını sağlar biçimde veraset ilamını ibraz etmesi istenilmeli ve yukarda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma ve soruşturma yapılarak tapu kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olup olmadığı saptanıp sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Bu yönler gözetilmeden eksik araştırma ve soruşturma ile davanın reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarda yazılı nedenlerle; davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istem halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine 31.01.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy