(4721 S. K. m. 2, 3)
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.12.2004 tarihinde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 20.4.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca, duruşmalı olarak tetkiki davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin edilen 25.4.2006 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Mestan Yavuz Yılmaz ile karşı taraftan davalı vekili Demet Urla geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bitiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, 19.12.1995 tarihli sözleşmedeki paylaşım biçimine aykırı tesis ve tescil edilen 5 numaralı dükkanın tapu kaydındaki davalı payının iptal ve tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece dava reddedilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Taraflar arasında biçimine uygun düzenlenmiş 19.12.1995 tarihli arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin 3/A maddesinde zemin kattaki dükkanın tamamının arsa sahiplerinden Nermin İşçi'ye ilişkin olacağı hükmü bulunmaktadır. Bu sözleşme sonradan yapılan başka bir sözleşme ile değiştirilmediğinden binadaki bağımsız bölüm dağılımının sözleşmeye uygun yapılması zorunludur.
Binanın 9.7.1996 tarihindeki kat irtifakı inşaatın yüklenicisi ve tarafların vekili olan Coşkun Özbay tarafından kurulmuş, zemin kattaki çekişme konusu 22/110 arsa paylı dükkanda davacı Nermin'e 6/22 davalı Emine Bağ'a ise 16/22 hisse verilerek kayıt buna uygun tesis edilmiştir. Kat irtifakı tesisinin sözleşmeye aykırı olduğu açıktır. Bu sebeple burada vekalet ilişkisinin hukuki niteliği üzerinde de durulması gerekecektir.
Borçlar Yasasının temsil ve vekalet ilişkisini düzenleyen hükümlerine göre vekalet sözleşmesi önemli ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan onun vekil edeninin yararına ve iradesine uygun davranma yükümlülüğünden kaynaklanır. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil sonuçlarından sorumludur. Hemen belirtilmelidir ki, vekil ile sözleşme yapan kişi Türk Medeni Yasanın 3. maddesinde anlamında iyi niyetli ise açıkçası vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa yapılan sözleşme geçerlidir ve taraflarını bağlar. Fakat vekalet görevinin icrası sırasında vekilin aldığı yetkiyi kötüye kullanarak vekil edenin aleyhine iş ve işlem yaptığını, sözleşmenin sair tarafı bilmekte ise Türk Medeni Yasanın 2. maddesindeki dürüstlük kuralının sonucu olarak bu sözleşme karşı tarafı bağlamaz.
Somut olayda; taraflar üzerine inşaat yapılacak arsanın paylı malikleridir. Vekil sıfatı ile hareket ederek kat irtifakını kuran Coşkun Özbay ise 19.12.1995 günlü sözleşmenin aynı zamanda yüklenicisidir. Anılan sözleşmede imzası bulunduğundan Coşkun Özbay'ın sözleşme hükümlerini bilmeden işlem yaptığını, vekalet yetkisini aşırı kullanarak davalı Emine lehine hak sağladığını davalı Emine'nin de bu durumu bildiğini veya bilmesi gerektiğini kabul etmek hayatın olağan akışına uygun düşer. Aksine düşünce kötü niyetli davranışları teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Böyle olunca, mahkemece 19.12.1995 günlü arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesine aykırı olarak oluşturulan 5 numaralı dükkandaki davalı payının iptali ile davacı adına tescili adına karar verilmesi gerekirken somut olaya uygun düşmeyen bazı gerekçelerle davanın reddedilmiş olması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarda açıklanan sebeplerle davacı yararına BOZULMASINA, 450 YTL Yargıtay duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacı vekiline verilmesine, peşin alınan harcın istem halinde yatırana iadesine, 25.04.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy