(2859 S. K. m. 5)
Dava: Davacı tarafından, davalılar aleyhine 2.10.2002 gününde verilen dilekçe ile 2859 sayılı yasa uyarınca yapılan pafta yenileme işlemine itiraz istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.10.2004 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 13 parsel sayılı taşınmazının bulunduğu yerde 2859 sayılı Yasa uyarınca pafta yenilemesi yapıldığını, oluşan 21 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik yazıldığını ileri sürerek Kadastro Mahkemesinde açtığı dava ile yenileme işlemine itiraz etmiştir.
Kadastro mahkemesinde yapılan yargılama sonucu, yenileme işlemi ve ilk tesisi paftasının zemin sınırını kapsamadığı, davanın mülkiyet değişikliği gerektiren çap kayıtlarının iptali niteliğinde kabulünün gerektiği, 3402 sayılı yasanın 41. maddesi kapsamında değerlendirildiğinde de davaya bakmakla sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş, sulh hukuk mahkemesinde yapılan yargılama sonucu dava kabul edilmiştir.
Dava, 2859 sayılı yasa uyarınca yapılan pafta yenileme işlemine itiraz niteliğindedir. Anılan Yasanın "...Teknik nedenlerle yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden veya eksikliği görülen ve en az bir mevki veya ada biriminde zemindeki sınırları gerçeğe uygun şekilde göstermediği tespit edilen tapulama ve kadastro paftaları, bu Kanun hükümlerine göre Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün teklifi ve ilgili bakanın onayı ile yenilenir.
Buna göre tapu sicilinde gerekli düzeltmeler yapılır..." şeklindeki 1.maddesi hükmü ile pafta yenileme işlemlerini tanımlamıştır. Yenileme işlemlerine karşı yapılacak itiraz ve açılacak davalara ilişkin düzenleme ise 5. maddede "...Yenileme tespitlerine yapılacak itirazlar ve komisyon kararlarına karşı açılacak davalar 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanunu ile 766 sayılı Tapulama Kanununun ilgili hükümlerine göre sonuçlandırılır. Ancak, tapulama mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde, tapulama komisyon kararlarına karşı açılacak davalar, o mahallin asliye hukuk mahkemelerince, 766 sayılı Tapulama Kanunu hükümleri uyarınca çözümlenir..." şeklinde düzenlenmiştir.
Eldeki davada da uyuşmazlığın nedeni pafta yenileme işlemi oluşan çap kayıtlarıdır. Davacı yasal süresi içinde yapılan yenileme işlemine itiraz etmiştir. Yasanın yollama yaptığı Tapulama Kanunu ve Kadastro ve Tapu Tahrir Kanunu 3402 sayılı yasa ile yürürlükten kaldırılmış ise de, 3402 sayılı Yasa'nın geçici 1. maddesinin "...Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş tapulama mahkemeleri, kadastro mahkemesi adını alır ve açılmış davaları, bu Kanundaki hükümlere göre yürütür..." hükmü de nazara alındığında davanın kadastro mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. Davacının, taşınmaz sınırlarının yenileme sırasında hatalı ölçüldüğü iddiası ile açtığı dava yenileme işlemine itiraz niteliğinde olup, yukarıda açıklanan 2859 sayılı Yasa'nın 5. maddesi gereğince yargılamanın kadastro mahkemesinde görülerek sonuçlandırılması gerekirken Sulh Hukuk Mahkemesinde yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 4.5.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy