(4721 S. K. m. 26, 716, 873, 1009) (818 S. K. m. 22, 213) (1512 S. K. m. 89)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 11.9.2002 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 3.6.2003 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 4.5.2004 günü duruşma yapıldıktan sonra görülen eksiklik nedeniyle evrak, yerel mahkemesine geri çevrilmiştir. Anılan eksikliğin gönderilmesinden sonra dosya tekrar Dairemize gönderilmiş olmakla dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, satış vaadi sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Kaynağını Borçlar Kanunu'nun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanunu'nun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanunu'nun 706 (önceki Medeni Kanunun 634) ve Noterlik Kanunu'nun 89. madde hükümleri uyarınca noter önünde resen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşmelerdendir. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Medeni Kanunun 716 (önceki Medeni Kanun 642) maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin, Türk Medeni Kanunu'nun 1009 maddesi uyarınca tapunun beyanlar hanesine şerhi olanaklıdır. Böylece, sözleşme alacaklısı sözleşmeden kaynaklanan kişisel hakkını kuvvetlendirmiş olur ve üçüncü kişilere karşı ileri sürme olanağı kazanır. Tapu Kanunu'nun 26/6 maddesi uyarınca bu şerh 5 yıl için geçerli olup 5 yılın dolmasıyla kayıttan silinir ve anılan gücünü yitirir. Satış vaadi sözleşmesinin tapuya şerhinden sonra 5 yıl içinde kayda işlenen her türlü haciz, ipotek ve benzeri sözleşme alacaklısının haklarını kısıtlayacak nitelikteki şerhler de sözleşme alacaklısını bağlamaz.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacılar, murisleri A. Büyüktürk ile davalı arasında 12.9.1997 tarihinde noterde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi uyarınca, 114 ada 5 parselde (eski 796) davalı adına kayıtlı bulunana payın iptali ile adlarına tescili isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı, sözleşmenin Türk Medeni Kanunun 873. maddesi uyarınca geçerli olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacıların tescil isteğinin dayanağını oluşturan 12.9.1997 tarihli satış vaadi sözleşmesi Borçlar Kanunun 213 Türk Medeni Kanunun 706 ve Noterlik Kanunun 89. maddesinde öngörülen hükümler uyarınca usulüne uygun olarak düzenlenmiş olup geçerlidir. Yukarıda da açıklandığı üzere sözleşmeden kaynaklanan davanın kabulüne karar verilebilmesi için sözleşmenin ifa olanağının bulunması zorunludur.
Sözleşmeye konu 114 ada 5 parsel (eski 796) numaralı taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde, anılan taşınmazın Kadastro Mahkemesinin 1991/138 Esas sayılı dosyası ile davalı olduğu belirtilmiştir.
Dairemizce, anılan dosya getirtilmiş olup yapılan inceleme sonucunda; Dava konusu 114 ada 5 parselin ifrazen oluştuğu 27 parsel ile 25 ve 26 parsellere ait tapu kayıtlarının iptali ve elatmanın önlenmesi istemiyle Türkler Köyü Muhtarlığı tarafından 1947 yılında açılan dava Sulh Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararı uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesine gelmiş, yapılan yargılama sırasında kadastro çalışmalarının başlaması sonucunda da davanın Kadastro Mahkemesinin görevine girdiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir. Anılan dosya, davacı köy tarafından 13.9.1985 tarihinde verilen dilekçe uyarınca Kadastro Mahkemesinde görülmeye başlanmıştır. Mahkemece verilen 1985/111 E. 1987/5 K. Sayılı karar Yargıtay 16.Hukuk Dairesinin 1989/8394 E. 1990/3637 K.sayılı ilamı ile kararın eksik incelemeye dayalı olduğu gerekçesi ile bozulmuştur. Bozmadan sonra verilen 1991/138 E. 1994/109 K. sayılı karar ise, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 18.4.1995 tarih, 1995/359 E. 1995/2707 K.sayılı ilamıyla; davaya konu parseller ve bu parsellerin ifrazından oluşan parsellerde malik olan gerçek ve tüzel kişilerin davaya dahil edilmesi gerektiği yönünden bozulmuş olup halen derdesttir. Kısaca içeriği özetlenen bu dosya ile dava konusu taşınmazın geldisi olan 796 ve bu parselin de geldisi olan 27 parsel numaralı taşınmazın mülkiyeti davalı olup sözleşmenin ifa olanağı yoktur. Belirtilen nedenle mahkemece mülkiyet uyuşmazlığına ilişkin davanın bekletici sorun olarak kabulü ile sonucuna göre ya da ifa olanağı doğduğu takdirde tekrar tescil istemiyle dava açılmasının mümkün olduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmadığından hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün belirtilen nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 400 YTL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalıya verilmesine, 19.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy