(1086 S. K. m. 45)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 6.2.2002 gününde verilen dilekçe ile mülkiyetin tespit ve beyanlar hanesine şerh verilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 13.9.2004 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, taşınmaz üzerindeki ağaçların kendisi tarafından dikildiğini, bina ve tesislerinde kendisi tarafından yapıldığını ileri sürerek, bu hususun tespit ve beyanlar hanesine şerh verilmesini istemiştir.
Davalı, muhdesatın davalı tarafından meydana getirildiğini kabul etmiş, davacı aleyhine elatmanın önlenmesi ve kal davası açtığını savunmuştur.
Mahkemece, davacının tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti ve davacıya ait olduğunun beyanlar hanesine şerhi istemine ilişkindir. Dava açıklanan niteliği ile eda davasına konu olabilecek bir hakkın tespiti niteliğinde olmayıp, beyanlar hanesine şerhi de içeren dava niteliğinde olup, sadece tespit istemi yoktur. Bu durumda mahkemece, işin esasına girilerek davanın incelenmesi gerekir. Ancak, burada karşımıza bu davanın konusunu oluşturan muhdesatın kal'i istemini de içeren davalı tarafından açılan elatmanın önlenmesi davası çıkmaktadır. Kal davasının konusunu oluşturan muhdesat ile eldeki davanın konusunu oluşturan muhdesat aynıdır ve kal davasında verilecek hüküm bu davayı etkileyecektir. Her iki davanın ayrı ayrı incelenerek sonucuna gidilmesi, birbiriyle çelişen farklı hükümlerin verilmesi riskini içermektedir. Çelişkili karar verilmesinin inlenmesi ve kamu düzeninin bu şekilde bozulması önüne geçilmesi için öngörülen HUMK. nun 45 ve devamı maddelerinden hareketle davaların birleştirilerek görülmesi gerekir. 45.madde biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyeceği durumlarda davalar arasında bağlantının bulunduğu kabul edilmiştir. Eldeki davada da sözü edilen bağlantı hali söz konusu olduğuna göre, mahkemece davanın 2003/956 sayılı dava ile birleştirilmesine karar vermek gerektiğinden karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 27.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy