(818 S. K. m. 24, 31)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 10.3.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.12.2004 günlü hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 7.6.2005 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. Gürol A. ile karşı taraf davacılardan Osman D. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, 15.10.2002 tarihli satış sözleşmesi ile davalının da paydaşı olduğu binadan 2.normal katta ön cephedeki 3 kapı numaralı daireyi satın aldıklarını, bu satışın, satış vaadi sözleşmesinin ertesi günü 16.10.2002 tarihinde birlikte tapuya gidilerek doğrudan satışa dönüştürdüklerini, satış için yapılan temlik sırasında kendilerine davalıya ait 8/32 paydan 2/32'şer payın aktarılması gerekirken yapılan yanlışlık sonucu 1/32'şer payın temlike tabi tutularak, kendilerine 1/32'şer eksik payın intikal ettirilmediğini ileri sürerek bu payların hükmen adlarına tescilini istemişlerdir.
Davaya konu parsel üzerindeki binanın yola taşkın biçimde yapıldığı ve imar yasasına uygun inşaat ruhsatının da mevcut olmadığı tarafların kabulündedir. Bu nedenle satılan ve diğer paydaşlara kalan paylara isabet edecek şekilde bağımsız bölüm numaraları ve bunlara pay belirleme yolu ile tescil hukuken mümkün bulunmadığından işlemin yasallaştırılması mümkünmüşçesine uzman bilirkişilere hesap yaptırılması gereksiz olmuştur. 15.10.2002 tarihli satış vaadi sözleşmesine konu edilen satış ile 16.10.2002 tarihinde davacılar satış yolu ile temlik edilen paylar davacı tarafça ayrı satışlar olduğu iddia edilmemiş ve aynı satışın ürünü olduğu anlaşılmaktadır. Şu hale göre davacılar dayanağının 16.10.2002 tarihinde yapılan satışta eksik pay intikal ettirildiği iddiası Türk Borçlar Kanununun 24.maddesi kapsamında bir iddia olarak mütalaa edilmelidir. 24.maddede zuhur eden haller için hak arama süresi Borçlar Kanununun 31.maddesinde düzenlenmiş olup, hatanın öğrenilmesinden itibaren bir sene içerisinde ileri sürülmelidir. Yasanın düzenlediği bu süre hak düşürücü süre olup, dava 10.3.2004 tarihinde açıldığına göre sürenin geçirildiği açıktır. Açıklanan nedenle davanın reddi gerekirken kararda yazılı gerekçe ile kabulü doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 400 YTL. duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 07.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy