(818 S. K. m. 125, 249, 250, 272)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.12.1999 gününde verilen dilekçe ile sözleşmenin feshi, tazminat ve bono iptali istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 29.6.2004 günlü hükmün Yargıtay'ca, duruşmalı incelenmesi davalı vekili, duruşmasız olarak davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 7.6.2005 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. Bahaeddin Günay ile karşı taraftan davacı vekili Av. İlyas Zeybek geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava; 1.10.1997 başlangıç tarihli hasılat kira sözleşmesinin, sözleşmeye aykırılık nedeniyle feshi, sözleşme uyarınca kiralayana kira parasına karşılık verilen senetlerin iptali ve 250.000 DM. zararın tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, dava kısmen kabul edilerek dava konusu yapılan muhtelif bedel ve vadeli senetlerin iptaline, bilirkişilerin davacı zararı olarak hesapladıkları 44.584.5 Euro'nun davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- Taraflar arasındaki akdi ilişki 1.10.1997 başlangıç tarihli hasılat kirası sözleşmesiyle kurulmuştur. Sözleşmenin hususi şartlar başlıklı 1. maddesinde, kiralayanın her dairede bir adet 37 ekran televizyon ve sıcak soğuk klima bulunduracağı, 3. maddesinde ise asansörün çalışır hale getirileceği kararlaştırılmış iken bu edimlerini yerine getirmediği yerinde yapılan tesbit ve bilirkişi raporlarından anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanununun hasılat kirasına ilişkin kiralayanın borçlarını düzenleyen 272. maddesi hükmünce kiralananın kiracıya sözleşmede öngörülen biçimde kullanmaya ve işletmeye hazır halde teslim edilmesi gerekir.
Anılan hükmün son fıkrasınca da bu borcun ifa edilmemesi halinde adi kira hakkındaki hükümler uygulanır. Bu hükmün gönderme yaptığı Borçlar Kanununun 249. maddesine göre kiralanan sözleşmede kararlaştırılanın aksine kullanımı önemli ölçüde azalacak şekilde teslim edilirse kiracı akdi feshedilebileceği gibi ücretten uygun bir miktarın indirimini de talep edebilir. Olayda davacı kiracı yasanın kendisine tanıdığı tercih hakkını sözleşmenin feshi doğrultusunda kullanmıştır. Esasen davanın açıldığı 13.12.1999 tarihinden sonra dava derdest iken kiralananın 1.3.2000 tarihinde noterde düzenlenen beyan ve ibra başlıklı belge ile davalı tarafından boş olarak teslim alındığı böylelikle sözleşmenin taraflarca eylemli olarak feshedildiği sabittir. Sözleşme taraflarca feshedildiğinden, bu feshin doğal sonucu olarak davalı yedinde bulunan ve keşidecisi davacı olan senetlerin iptalinde yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Mahkemece hüküm altına alınan 44.584.5 Euro tazminatın nedeni dosyaya sunulan bilirkişi raporlarına bakılırsa kar yoksunluğu (gelir kaybı) zararıdır. Başkaca bir anlatımla söylemek gerekirse, bu tür zarar, kiralayanın edimini tam olarak ifa etmesi halinde kiracının mal varlığının gelmesi gereken durum ile eylemli durumu arasındaki maddi değer farkını iade eder. Bu zarar hiçbir zaman kiracının sözleşmenin ifası için yaptığı harcamalar değil, mamelekinin gelecekteki çoğalması ihtimalidir. Bunun istenebilmesi için de talep eden tarafın kusursuz olması ve feshin bu zararı isteyen tarafından yapılmamış bulunması gerekir. Kar yoksunluğu zararı müspet zarar kapsamındadır. Somut uyuşmazlıkta her ne kadar fesihte davacı kusurlu değilse de sözleşmenin feshini isteyen taraf davacı kiracı olduğundan bu zarar talep edilemez. Çünkü, Borçlar Kanununun 250/son maddesindeki tazminat sözcüğü ile amaçlanan müspet zarar değil, sözleşmenin taraflarınca sözleşme hükümlerinin ifası amacıyla fiilen yaptıkları harcamalar yani menfi zarardır. Böyle olunca, mahkemece davacının kar yoksunluğu zararına ilişkin istemin reddi yerine bu bölüm talebinin de hüküm altına alınması doğru olmadığından hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2 numaralı bent uyarınca temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 400 YTL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının davalıya geri verilmesine, 07.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy