(1086 S. K. m. 38)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.10.2002 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 25.11.2004 günlü hükmün Yargıtay'ca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 28.6.2004 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. Murat Cangül ile karşı taraf davalı vekili Av. Nil Sağır geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dışı İsmail Hakkı Dinç ile ortak olarak yaptıkları binada 1/2 paydaş oldukları bağımsız bölümlerin tapusunu kurduğu ve % 99 payının sahibi olduğu davalı şirkete danışıklı olarak ve kendisine ait payı kaçırma amacı ile sattığını ileri sürerek, satılan bağımsız bölümlerin tapusunun iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı, davacının inşaat yapımına katkısının az olduğunu, borcu bulunduğunu ve kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini savunmuştur.
Mahkemece, davalı şirket ile davacı arasına yapılmış bir sözleşmenin bulunmadığı, davalının kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı olmadığı gerekçesiyle, pasif husumet ehliyeti yokluğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı, dava dışı İsmail Hakkı Dinç ile kendisinin yüklenici olarak arsa sahipleri ile yaptıkları kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre edimleri karşılığı ½'şer paylı olarak kendilerine bırakılan bağımsız bölümlerin, İsmail Hakkı Dinç tarafından sahip olduğu davalı şirkete danışıklı olarak ve kendisini zararlandırma kastı ile satıldığını ileri sürmüş ve tapuda malik olan şirketi hasım göstererek tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur. Tapu iptali ve tescil davalarının yasal dayanağı ne olursa olsun husumetin tapu malikine karşı yöneltilmesi gerekir. Taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkı iddia edildiğine göre bu iddia halen malik olan kişinin mülkiyet hakkını etkileyeceğinden davada ona yöneltilmelidir.
Somut olayda da dava konusu taşınmazlar davalı adına kayıtlı olduğuna ve kaydın iptali ile davacı adına tescili istendiğine göre, davalının davada pasif husumet ehliyetinin bulunduğu gözetilerek işin esasına girilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 400 YTL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine 28.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy