(3402 S. K. m. 16) (442 S. K. Ek m. 9)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 13.1.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu iptal tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 19.7.2004 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Hazine, kadastroda Ali Yorulmaz adına tespit ve tescil edilen 120 ada 3 parsel numaralı taşınmazın özel mülkiyete teşkil etmeyen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan harman yeri olduğunu ileri sürerek, bu taşınmazdan 400 m2 bölümünün iptali ile harman yeri niteliği ile sınırlandırılacak olan yeni bölümün özel siciline yazılmasını istemiş, davalı ise, savunmasında; 1945 yılından beri zilyet olduğu taşınmazın öncesinin harman yeri olduğunu kabulle birlikte, sonradan köylü tarafından amaca uygun kullanma yapılmadığı için sahipsiz hale gelmiş olduğunun, nitelik kaybına uğramış bu yer için zilyetlikte iktisap koşullarının varlığını ileri sürerek davanın reddini savunmuş, mahkemece davanın reddi üzerine, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Keşif yerinde hazır edilen komşu köy halkından seçilmiş yerel bilirkişiler ile davalı tanığı Ömer Şahin'in ayrı ayrı anlatımlarına göre 1950'li yıllarına kadar uyuşmazlık konusu taşınmazın genel harman yeri olarak kullanıldığı, bu tarihlerden sonra ise, köy halkından diğer kişilerin başka yerde harman açması nedeniyle bu yerde sadece davacı ve murisi tarafından harman açılıp sonrada üzerine ev yapıldığı açıktır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/B maddesi gereğince harman yerleri orta malı taşınmazlardan olup, özel mülkiyete konu teşkil etmezler. Bu özelliği 16/B maddesinin 2. paragrafında açık bir şekilde yazılıdır. Açıklanan niteliği itibariyle kadastro sırasında yapılan tespit yasaya aykırı olup, davanın mevcut delil durumu itibariyle kabulüne karar verilmesi gerekir ise de, 442 sayılı Köy Kanunu'na 3367 sayılı Yasa ile eklenen ek madde 9 ve onu takip eden ek maddeler gereğince, yapılmış bir köy yerleşim planının var olması ve uyuşmazlık konusu taşınmazın yerleşim planına dahil olan yerlerden bulunması halinde, orada yazılı maddeler uyarınca davalının durumunu yeniden tartışmak ve oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekecektir. Mevcut haliyle delillerin eksik toplandığı görülmektedir. Az yukarıda belirtilen biçimde eksik bırakılan araştırmanın yapılmasından sonra bir karar verilmek üzere hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 21.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy