(818 S. K. m. 1)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.7.2003 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 15.1.2004 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Biçimine uygun olarak düzenlenmiş olan sözleşme 8.7.1998 tarihlidir. Bu sözleşme ile, vaatte bulunan Ayşe ve Halil Atılgan vekili Halil Eyiz, davacı vaad alacaklısına muris ve murisi evvellerinden Bursa ili Yenişehir ilçesi Söylemiş Köyü Melekkadın mevkiinde bulunan yerlerindeki 491 ve 297 parsellerde miras hak ve hisselerinin tümünü satmayı vaad etmiştir. B.K.nun 1. maddesince akit iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun rızalarının beyanı ile tamamlanmış olacağından davacı ile davalılar arasındaki akit kurulmuştur. Bu aktin vekil marifetiyle yapılması ve sözleşme kurulduktan sonra vaatte bulunanlar vekilinin ölümü, sözleşmenin iptali dava edilip hüküm altına alınmadıkça sözleşmenin geçerliliğini etkilemez. Dolayısıyla davacı 8.7.1998 günlü satış vaadi sözleşmesine dayanarak ferağdan kaçınan davalılardan sözleşme konusu taşınmazların tescilini isteyebilir.
Her ne kadar davada, 297 parseldeki payların tescili de istenmiş ise de, bu parselde satış vaadinde bulunanlara ait pay kalmadığından sözleşmenin 297 parsel yönünden ifa olanağı yoktur. Ancak satış vaadi sözleşmesine konu 491 parsel, toplulaştırma sonucu 119 ada 15 parsele gitmiş bu parsel miras taksim sözleşmesi uyarınca davalı Ayşe Atılgan ile Fatma Eyiz adlarına tescil edilmiştir. Sözleşmenin 119 ada 15 parsel yönünden ifa olanağı vardır.
O halde mahkemece davalılardan Ayşe ve Fatma'ya ait paylar miras bırakanlarından intikal ettiğinden bu payların davacı adına tescili gerekir. Mahkemece bu yön gözardı edilerek somut olaya uygun olmayan bazı gerekçelerle tümüyle reddi doğru olmadığından hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 12.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy