(1086 S. K. m. 425, 456)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 31.1.2005 tarihinde verilen dilekçe ile tavzih istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tavzih isteminin reddine dair verilen 1.2.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Temyiz, tavzih talebinin reddine ait karara yöneliktir.
Düzenlemesi HUMK. nun 425 ve devamı maddelerinde yapılan tavzih yoluyla hükümdeki çelişki yaratan ve infaz olanağı sağlamayan fıkraların veya çelişkinin kaldırılması istenebilir. Somut uyuşmazlıkta dosya kapsamı ve tavzih dilekçesindeki açıklamayla satış vaadi sözleşmesine dayanılarak tescil talebinde bulunulduğu, mahkemenin kısa ve gerekçeli kararında davayı kabul ettiği durumda dava konusu yapılan 138 parsele ait hükmü infazına elverişli olmayacak biçimde kurarak tenakuz yarattığı davacının bunun üzerine eldeki dava ile tavzih yoluna başvurduğu anlaşılmıştır. Görülüyor ki, bu istemin mahkemenin kabul ettiğinin aksine açılacak ayrı bir davada görülüp sonuçlandırılması gerekmemektedir. O durumda mahkemece HUMK. nun 456. maddesindeki yöntem yerine getirilerek tavzih talebi incelenmeli, sonucu doğrultusunda hüküm kurulmalıdır. İstemin nitelendirilmesinde hataya düşülerek davanın red edilmiş olması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, usul ve kanuna aykırı kararın BOZULMASINA, istem halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 16.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy