(4721 S. K. m. 1023) (442 S. K. Ek m. 13)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 7.6.1999 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde taşınmazın değerinin tahsili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tapu iptali ve tescil davasının reddine, alacak davasının davalı Gökhan yönünden husumet nedeniyle reddine, alacak davasının davalı köy yönünden kabulüne dair verilen 8.2.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar ortak miras bırakanları Hasan Hüseyin Ayhan'a davalı Oğulbey Köyü Tüzel Kişiliğinin 442 sayılı Köy Kanununda değişiklik yapan 3367 sayılı yasa hükümlerince yaptığı satışa dayanarak davalı gerçek kişi Gökhan Düzgezen adına tapuda kayıtlı 30 ada 4 parsel sayılı taşınmazın adlarına tescili olmadığı takdirde rayiç bedel 2.500.000.000 TL tahsilini istemiş,
Mahkemece çekişme konusu taşınmazın davacılar miras bırakanına tahsis edildiğine dair belge ve karar bulunmadığı nedeni ile mülkiyete yönelik davanın reddine davalı köye ödenen bedelin güncelleştirilmiş değeri olan 284.928.536 TL'nin davalı Köy Tüzel Kişiliğinden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş hükmü davacı temyiz etmiştir.
Gerçekten 442 sayılı Köy Kanununda değişiklik yapılmış bu kanuna 3367 sayılı kanun ile ilave hükümler getirilmiştir.
Sözü edilen yasal düzenlemeler ile oluşturulan komisyon tarafından ilgili köyün hali hazır gelişme durumu ile konut ve genel ihtiyaçları dikkate alınarak köy yerleşim planının düzenleneceği anılan planın valinin onayı ile kesinleşeceği planda belirlenen yerlerden Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan alanlar ile Hazinenin mülkiyetinde olup kamu hizmetine tahsis edilmemiş taşınmaz malların valilik onayı ile vasıflarını kaybederek Köy Tüzel Kişiliği adına tescil edileceği daha sonra da özellikle yasanın ek 13. maddesinde Köy Tüzel Kişiliği adına köy yerleşme planına göre en çok 2000 metrekare olmak üzere tescil edilen parseller köyde ikamet eden ve köy nüfusuna kayıtlı olup evi bulunmayan ihtiyaç sahiplerine ihtiyar meclisi kararı ile rayiç bedel üzerinden satılır. Şeklinde hüküm bulunduğundan bu gibi yerlerin satabileceği kabul edilmiştir.
İşte, davada davacılar miras bırakanlarına bu şekilde bir satış yapıldığını ileri sürerek davalı gerçek kişi üzerindeki kaydın adlarına tescilini istemişlerdir. Öncelikle davadaki asıl istek olan bu tescil talebi üzerinde durulmalıdır. Davacıların bu konudaki dayandıkları delil ise 4.9.1991 tarihli davalı köy tarafından yapılan tahsilat makbuzudur. Bu makbuzdaki 30/4 H.H.Ayhan şeklindeki ifade hiçbir yorumu gerektirmeksizin davalı köyün 30 ada 4 parsel sayılı taşınmazın davacılar miras bırakanı Hasan Hüseyin Ayhan'a sattığını ve satış bedelini de aldığını gösterir. Dosyadaki diğer bilgilerden de dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin köy yerleşim alanı içinde ve 1085 metrekare yüzölçümünde bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı Köy Tüzel Kişiliği de düzenlenen makbuz içeriğine bir itiraz yöneltmemiştir. Esasen davacılar miras bırakanından davalı köyün 1.304.000 TL tahsil ettiği mahkemenin de kabulündedir. Şu hali ile tüm dosya kapsamı ile taşınmazın bulunduğu sahada 3367 sayılı yasa hükümlerince uygulama yapıldığı köy yerleşme palanı tanzim edilerek parseller oluşturulduğu bunlardan 30 ada 4 parselin tapu kaydının köy adına tesis edildiği bu parselin davacılar miras bırakanına 4.9.1991 tarihinde satıldığı ancak davalı köyün bu satışa rağmen taşınmaz mülkiyetini tapuda diğer davalı Gökhan Düzgezen'e nakil ettiği anlaşılmaktadır. 3367 Sayılı Kanunla oluşturulan dava konusu parselin ilk satışı köy tarafından davacılar miras bırakanına yapıldığından davalı Gökhan Düzgezen'in durumu önem kazanmaktadır. Zira bu davada taşınmaz mülkiyetini iyiniyetle iktisap eden davalı Türk Medeni Kanununun 1023 maddesince korunacak iyiniyetli değilse başka bir deyişle yolsuz tescili bilen veya bilmesi gereken 3. kişi ise bu tescile dayanarak mülk edinemeyecektir. O yüzden mahkemenin davalı Gökhan'ın taşınmazın bulunduğu köyde ikamet eden ve köy nüfusuna kayıtlı olan kişilerden olup olmadığını da araştırarak taraflardan iyiniyet konusundaki delilleri istenip toplanmalı Gökhan'ın durumu bu çerçevede değerlendirilerek davacıların ilk kademedeki istekleri oluşacak sonuç doğrultusunda hükme bağlanmalıdır. Bu yönler üzerinde durulmaksızın davadaki ikinci kademedeki istem olan bedele yönelik talebin kabulü doğru olmadığından hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 04.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy