(818 S. K. m. 162)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.2.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, tescil mümkün olmadığı takdirde tazminat ve cezai şartın tahsili istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; tazminat isteminin kısmen kabulüne, tescil ve cezai şartın tahsili isteminin reddine dair verilen 22.9.2004 günlü hükmün Yargıtay'ca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 19.4.2005 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. A. Elibol ile davalılar M. Durucu vd. vekili Av. M. Güneri geldiler. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi uyarınca yükleniciye bırakılması kararlaştırılan bağımsız bölümün temlik alınması nedeniyle kişisel hakka dayalı tapu iptali tescil, ikinci kademedeki istek ise satış bedeli olarak ödenen 12.000 USD ve cezai şart olan 20.000 USD'nin davalılar M. Tabur ile M. Durucu'dan tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davacı üçüncü kişinin satış bedelinden 12.000 USD'lik kısmı dışındaki bedelin ödenmediğinden artık davalı M. Tabur'un sözleşme ile bağlı sayılacağı kabul edilemeyeceğinden tescil isteminin reddine, satış bedelinden peşin ödenen 12.000 USD'nin dava tarihindeki Türk lirası karşılığının M. Tabur'dan tahsiline karar verilmiş; hükmü, davacı üçüncü kişi ile davalılardan M. Durucu, İ. Ö. İnci, A. Ege, A. Uzer, A. Uzer, M. Esrarı, M. A. Ersarı vekili temyiz etmiştir.
1- Arsa sahibi olan davalılar M. A. Ersarı ve arkadaşları ile M. Durucu ve A. V. Durucu arasında tarihsiz Yapı Şartnamesi başlıklı inşaat yapım sözleşmesi bulunmaktadır. Bu sözleşmenin yüklenicileri A.V. Durucu ile M. Durucu'dur. Ancak bu sözleşmede binanın arsa payı devri karşılığı yapıldığına ve dava konusu üç numaralı bağımsız bölümün yükleniciye düştüğüne ilişkin bir kayıt yoktur. Bu bakımdan öncelikle arsa sahipleri ile yükleniciler arasında bu sözleşmeyi tamamlayan ayrı bir sözleşme bulunup bulunmadığı ilgililerinden sorulup saptanmalı, sözleşme varsa taraflarından sağlanarak dosyaya alınıp incelenmelidir. Şayet mahkemece yapılacak isticvap işlemleri sonunda arsa malikleri ile yükleniciler arasında bir bina yapım sözleşmesi olduğu ve tescili istenen bağımsız bölümün yüklenicilere bırakılan yerlerden bulunduğu saptanırsa bu gibi sözleşmelerin biçim koşuluna uygun yapılması zorunlu olmasına rağmen, 30.9.1998 tarih ve 2/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında belirlendiği üzere eser reddedilemeyecek bir düzeye gelmişse bu aşamada şekil koşuluna uyulmadığını savunmak Medeni Kanunun 2.maddesindeki dürüst davranma kuralına aykırı düşeceğinden mahkemece yapının getirildiği fiziki seviyenin saptanması gerekecektir.
Yapılacak keşifte eserin reddedilemeyecek bir düzeye geldiği belirlenirse ve davalılar arasında eser sözleşmesinin varlığı kabul edilirse bu olgu yükleniciye kişisel hak sağlayacağından yüklenici bu hakkına dayanarak doğrudan arsa sahiplerinden bağımsız bölüm tescilini isteyebilir veya B.K.nun 162.ve devamı maddelerine dayanarak bu hakkını yazılı olması koşuluyla temlik ettiği üçüncü kişiler talepte bulunabilir. Olayda davacı, yüklenici M. Durucu'nun şahsi hakkını davalılardan M. Tabur'a devir ve temlik ettiğini kendisinin de bu kişi den şahsi hak temellük ettiğini iddia ettiğinden burada yüklenici ile M. Tabur arasında yazılı bir temlik ilişkisinin var olup olmadığı üzerinde durmak gerekecektir. Zira üçüncü kişi ancak kazandığı bir hakkı temlik edebilir. Yüklenicinin temliki yoksa M. Tabur'un davacıya devir ve temliki sonuç doğurmaz.
Bu açıklamalardan sonra mahkemece yapılacak iş; arsa sahibi davalılar ile diğer davalılar arasında arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi olup olmadığını açıklığa kavuşturmak, böyle bir sözleşme varsa dava konusu bağımsız bölümün yüklenicilere isabet edip etmediğini belirlemek, yazılı sözleşme bulunup da biçim koşuluna uyulmamışsa, yüklenicilerin şahsi hak kazanıp kazanmadığını yerinde keşif yapılıp binanın getirildiği seviyeye göre 30.9.1988 tarih ve 2/2 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı doğrultusunda değerlendirmek ve yine yüklenicinin şahsi hak kazandığı sonucuna varılırsa yükleniciler A. V. Durucu ile M. Durucu arasındaki ortaklığın adi ortaklık olduğu, adi ortaklardan her birinin temlikinin kendi payı yönünden geçerli olacağı nazara alınarak yüklenici M. Durucu'nun kişisel hakkını yazılı sözleşme ile M. Tabur'a devir ve temlik edip etmediğini saptamak ve bütün bu araştırmalar sonunda davacıya yapılan temlik işleminin hüküm ve sonuçlarını doğuracağı kanısına varılırsa satım bedelinden kalan miktar yükleniciye ödenmek üzere depo ettirilerek her iki yüklenici birlikte kişisel haklarını M. Tabur'a temlik etmişler ise, nizalı bağımsız bölümün tamamı, yüklenicilerden yalnızca M. Durucu kişisel hakkını M. Tabur'a temlik etmiş ise, yarı payı yönünden davayı kabul etmek, aksi durumda ise şimdiki gibi tescil isteminin reddini hüküm altına almak olmalıdır.
Bütün bu yönler bir yana bırakılarak eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulduğundan karar davacı yararına bozulmalıdır.
2- M. Durucu ve arkadaşları vekilinin temyizine gelince; yukarıdaki bentte yazılan bozma nedenine göre bu davalıların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesi yerinde görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2. bent uyarınca davalıların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin yatırılan temyiz harçlarının istek halinde yatıranlara iadesine, 400 YTL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya, aynı miktar vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı M. Durucu, İ. Ö. İnci, A. Ege, A. Uzer, A. Uzer, M. Ersarı, A. Ersarı'ya verilmesine, 19.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy