(4721 S. K. m. 1027)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 30.10.2003 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.10.2004 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, tapuda murisler adına yazılı taşınmazlardaki isimlerin düzeltilmesi istemine ilişkindir. Davaya konu 3782, 5309, 863 parsellere ait tapulama tutanaklarının 1971 yılında düzenledikleri ve kayıt maliklerinin isimlerinin bu parsellere revizyon alınan 20.12.1939 tarih 11-1415 numaralı tapu kayıtlarında isimleri yazılı kişiler olarak belirlendikleri görülmüştür. Revizyon alınan 20.12.1939 tarihli tapulara ait kayıtların öncesinin senetsiz oldukları ve tashih suretiyle iskanen Pristina muhacirleri olan Osman oğlu Şakir T. ve karısı Selime ve oğlu Muslih ve kızı Huriye'ye verildikleri anlaşılmaktadır. Bu kayda göre yukarıda adları yazılı tahsis sahiplerinin 1939 yılı itibariyle sağ olmaları gerekir, oysa ki; davada isimlerinin düzeltilmesine karar verilmesi istenen Şakir, Selime, Huriye'nin ise gelen nüfus kayıtlarına göre (sırasıyla 29.3.1930, 1334, 41918) 9.4.1930 tarihlerinde öldükleri anlaşılmaktadır. Tespit edilen bu açık farklılık üzerinde durulmadan, mülkiyet nakline sebep olacak ihtimallerde nazara alınmadan yetersiz delillerle davanın kabulü doğru değildir.
Mahkemece yapılacak iş, 1939 yılında kendilerine tahsis suretiyle taşınmaz verilen yukarıda adları yazılı kişilerin tapu kayıtlarının oluşturulmasından ne kadar önce yurda geldikleri ve tahsisin yapıldığı tarihin tapu kayıtlarının tesisinden önce yapılmış olacağı varsayımından hareketle bu işlemin tarihinin net biçimde belirlenmesi ve tahsis yılına göre ilgili kayıtların bulunabileceği idari merciin Valilikten sorularak bildirilen yerden getirtilmek suretiyle bu kayıtların gerekirse bir bilirkişi bilgisine de başvurularak incelettirilmesinden sonra tahsis sahiplerinin kuşkuya yer bırakılmayacak biçimde belirlenmek olmalıdır. Eksik inceleme ile tesis edildiği anlaşılan hükmün açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 02.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy