(4721 S. K. m. 747, 748)
Davacı tarafından, davalı aleyhine 18.8.2003 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10.2.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 747 (önceki Medeni Kanunu'nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nispi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Davacı 18.8.2003 tarihli dilekçesi ile iştirak halinde maliki olduğu 1749 parsel sayılı taşınmazı lehine davalı adına kayıtlı 1750 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı tesisini istemiştir.
Mahkemece hakkında usulüne uygun dava bulunmayan güzergahların da değeri dikkate alınarak vermiş olduğu görevsizlik kararı davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kabulüne, 1749 sayılı parsellerine 1750 sayılı parsel aleyhine geçit hakkı tesisine ve bu irtifakın tapu kütüğüne tesciline, geçit bedelinin davalıya ödenmesine, masrafların davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Davalı vekili kararı temyiz etmiştir.
Dava Medeni Kanunun 747. maddesi gereğince geçit hakkı tesisi isteğine ilişkindir.
Davacı 1749 parsel sayılı taşınmazı için davalıya ait sadece 1750 sayılı parselden geçit hakkı tesisini istemiştir. Ancak davalı 1750 sayılı parselin yola cephesi yoktur. 1750 sayılı parsel yine davacının paydaşı olduğu paftada yola cepheli olan dava dışı 1752 parsel sayılı taşınmaz ile sınırlıdır. Geçit davalarında kurulan geçidin ana yola kesintisiz ulaşması gerekir. Kurulan geçit 1752 parsel sınırında bırakılamaz. Yöntemine uygun 1752 parseldeki davacı dışındaki diğer paydaşlara karşı dava açmak üzere davacıya mehil verilmesi ya da onlarla davacı arasında tapu sicilinde 1749 parsellerine 1752 parsel aleyhine geçit tesisi için resmi akit kurdurulmak suretiyle geçidin kesintisiz hale getirilmesi gerekirdi. Ayrıca davalı vekili yargılama sırasında kendisine ait 1750 sayılı parsel lehine davacının akrabalarına ait 1753 sayılı parselin müşterek sınırından yol verilmesi imkanı bulunduğunu, savunduğu halde davalının bu savunması doğrultusunda keşfen inceleme yapılmamıştır. Bu durumda yukarıda belirtilen ilkelere ve açıklamalara uygun keşfen inceleme ve araştırma yapılarak, taraf teşkiline de dikkat edilerek neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde tesis edilen hükmün bozulmasına, karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 9.5.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy