(4721 S. K. m. 856, 888, 1020) (818 S. K. m. 173)
Dava ve Karar: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 5.7.2002 tarihinde verilen dilekçe ile ipoteğin fekki istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.12.2004 tarihli hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak tetkiki davalılar Süleyman Yıldırım mirasçıları vekili, duruşmasız incelenmesine ise Tapu Sicil Müdürlüğü Çaykur İşletmeleri Genel Müdürlüğü vekilleri ile davalılar Ali ve Paşaali Alaman tarafından istenilmekle, tayin edilen 27.9.2005 günün için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı Çaykur İşletmeleri Genel Müdürlüğü vekili Av. Süleyman Pelvan, davalı Süleyman Yıldırım mirasçıları vekili Av. İbrahim Atmaca ve davalı Hazine vekili Av. Gülderen Şahin ile karşı taraf davacılar vekili Av. N. Nur Öztürk geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Davacılar, 369 ada 1 parsel s. taşınmaz üzerindeki adlarına kayıtlı bağımsız bölümleri Ali Alahan'dan 21.10 1996 gününde satın aldıklarını, taşınmaz üzerinde Çaykur Genel Müdürlüğü lehine 3.5.1995 gününde konulmuş ipotek bulunduğunu, ipoteğin kaldırılacağının söylenmesi sebebiyle ipotekle yükümlü olarak aldıklarını, bu ipoteğin, Paşaali Alaman'ın borçları sebebiyle konulmuş olup, Ali Alaman tarafından Paşaali Alaman'a verilen vekaletnamede ipotek yetkisinin olmadığını, Çaykur tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipte satış aşamasında Çaykur'un ipotek alacağını Suat Tüfekçi'ye onun da Süleyman Yıldırım'a temlik ettiğini, aslında bir başka dava sebebiyle aralarında husumet bulunan Paşaali Alaman'ın ipotek bedelini ödemesine rağmen, danışıklı olarak akrabalarına ipoteği temlik aldırdığını, Paşaali Alaman'nın borçları sebebiyle davalı Ali Alaman'ın payları üzerine usulsüz olarak konulan ipoteğin kaldırılmasını veya Paşaali Alaman'ın payına nakledilmesini talep etmişlerdir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, taşınmaz üzerine ipotek konulurken dayanak vekaletnamenin genel bir vekaletname olduğu, dava konusu taşınmaza ipotek tesisi için verilmiş bir yetkinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar temyiz etmiştir.
Dava, ipotek şerhinin kaldırılması veya davalı payına taşınması istemine ilişkindir.
İpotek kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek tesisi için rehin edilecek taşınmaz maliki ile alacaklı arasındaki anlaşmanın (rehin sözleşmesi) Türk Medeni Kanunu'nun 856. maddesi uyarınca tapu siciline tescil edilmesi gerekir.
Her şeyden önce kanuni ayrıcalıkları dışında yukarda da açıklandığı gibi, sınırlı bir ayni hak olan ipotek tapu siciline tescil ile doğar. Üçüncü kişilerin inancını koruyan bu prensip sayesinde tapu siciline güven sağlanmış olur. Tescil yolsuz dahi olsa üçüncü kişi korunur.
Medeni Kanun'un 1020. maddesi Tapu sicili kamuya açıktır....
Kimse tapu sicilindeki kaydı bilmediğini ileri süremez. şeklindedir.
Tapu siciline güven ilkesi sadece ipoteğin kapsam ve varlığına münhasırdır. İpoteğe ilişkin tescil, alacağın varlığını ispat etmez ve rehinli alacak güven ilkesinden yararlanamaz. Ancak, geçerli bir alacağı teminat altına almak için ipotek kurulmuş olup da, ipotek sözleşmesindeki eksiklik veya tasarruf yetkisi noksanlığı sebebiyle yolsuz tescilin söz konusu olduğu durumlarda, rehinli alacak temlik edildiği takdirde, iyi niyetli yeni alacaklı geçerli alacağa bağlı olarak ipoteği kazanır (Oğuzman/Seliçi, Eşya Hukuku 2002, İstanbul, s.709).
Tescil aynı zamanda ipotekli taşınmazın temliki halinde yeni malikin taşınmazı ipotekle yükümlü olarak alması sonucunu doğurur (MK.888/19. Tapu sicilinin aleniyeti prensibi nedeniyle, yeni malik taşınmaz üzerindeki ipoteğin varlığını bilmediğini de ileri süremez. Taşınmazın temliki aynı zamanda borcun da temliki anlamını taşımaz. Yeni malik isterse, usulünce borcu da temlik alabilir (BK.173 vd.). Medeni Yasa hükümleri buna da olanak vermektedir (MK.888).
İpotekli taşınmazın paylı mülkiyete konu olması ve daha sonra bölünmesi halinde ipotek bununla yüklü paydaş ve paydaşlarına ilişkin taşınmazlara aynen intikal eder.
Açıklanan bütün bu ilkelerden sonra somut olaya gelindiğinde;
Davacılar, kat irtifakı kurulmuş taşınmazda ipotekle yükümlü olan bağımsız bölümleri satın almışlardır. Taşınmaz kaydına ipotek konulduğu tarihte, paylı mülkiyete konu olan taşınmazda kat irtifakı sözleşmesi ile birlikte paydaş Ali ve Paşaali Alaman bağımsız bölümleri de paylaşmışlar, ipotek bütün bağımsız bölüm kayıtlarına aktarılmıştır. Bu paylaşımdan sonra davacılar, Ali Alaman'dan bağımsız bölümleri satın almışlardır. Şimdi, Ali Alaman'ın payına usulsüz ipotek konulduğu iddiasını ileri sürmektedirler.
Taşınmaz kaydına ipotek tescilini, malik veya onun yetkili temsilcisi isteyebilir. Davacıların taşınmazlarını satın aldıkları Ali Alaman'da, 25.3.1993 günlü vekaletnamede Paşaali Alaman'ı taşınmaz kaydına ipotek konulması için yetkili kılmış ve ipotek tescili için aranan koşulları taşıyan bu vekaletname ile taşınmaz kaydına ipotek konulmuştur.
Dava konusu taşınmazlar üzerine tasarruf yetkisine sahip kişilerce usulünce ipotek konulduğuna göre mahkemenin ipoteğin usulsüz konulduğu gerekçesi yerinde değildir. Davacılar, kayıtları inceleyerek veya inceleme olanağına sahip olarak dava konusu taşınmazları ipotekle yükümlü olarak almışlardır ve sonradan, daha önceki temel ilişkinin yolsuz olduğunu ileri süremezler.
Kaldı ki; ipotek alacağı, üçüncü kişilere temlik edilmiş olup, tapu sicil kaydına güven ilkesini bertaraf edecek şekilde, danışıklı veya davacıları zararlandırma kasdı ile hareket edilerek bu temliklerin yapıldığı da kanıtlanamamıştır.
Açıklanan bütün bu sebeplerle davanın reddine karar vermek gerekirken, aksi düşüncelerle davanın kabulü doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda yazılı nedenlerle, davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatıranlara geri verilmesine, 400 YTL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Süleyman Yıldırım mirasçılarına verilmesine, 27.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy