(1086 S. K. m. 292)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 13.5.2002 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 15.2.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı R. Saraç vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı, kendisi ve onaltı arkadaşının yazlık yapmak üzere K. Açıkel ve A. Kurnaz'a ait 1261 parselden 110/840 pay satın aldıklarını, ileride payları oranında devredilmek şartı ile pay intikalini alıcılardan davalı A. Okur adına yaptıklarını ve bu konuda 25.11.1998 tarihli sözleşme düzenlediklerini, buna rağmen kendisine ait payın tapusunun davalı A. Demir'e verildiğini bildirerek davalı A.'a ait payın iptali ile adına tescilini, bu mümkün olmadığı takdirde uğradığı zararın davalı A.'ten tahsilini istemiş, davalılar A. ve A., iptali istenen payın aslında davacının eşi E.'e satıldığını, E.'in ise sonradan dava konusu payı davalı A.'a devrettiğini ileri sürerek davanın reddini dilemişler, mahkemece iptali istenen payın esas alıcısının davacının eşi olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmiş, red hükmünü davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı ve 16 kişinin K. Açıkel ve A. Kurnaz'a ait 1261 parselden 110/840 pay satın aldıkları, satın aldıkları bu payı ileride payları oranında tapuda adlarına intikal ettirmek üzere alıcılardan davalı A. Okur adına intikal ettirdikleri, bu konuda 25.11.1998 tarihli sözleşme düzenledikleri, bu sözleşmenin davalı A. tarafından doğrulandığı ve davacının eşi E.'in sözleşmenin tarafı olmadığı, iptali istenen payın davacının eşi E.'in borcu nedeni ile bu kişinin isteği üzerine satışının davalı A. Demir'e yapıldığı, davacının 28.12.1999 tarihli ihtarla davalı A. Demir'i uyardığı dosyadaki belge ve beyanlarla sabittir.
5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanç gösterilene bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inanç gösterenin tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla, inanç gösterilen kişi, inanç gösteren namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona yani inanç gösterene geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde, bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmeleri anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan ve inanç gösterilen kişi adına taşınmazın tapuda tescil edildiği tarihten önce düzenlenmiş bir belge olmalıdır.
Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış yazılı delil başlangıcı (HUMK. m. 292) niteliğinde bir belge varsa inanç sözleşmesinin tanık dahil her türlü delil ile kanıtlanması olanaklıdır.
İddiasını yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa her türlü delille kanıtlayamayan davacının yemin deliline dayanması durumunda mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
25.11.1998 tarihli belgenin inanç sözleşmesi niteliğinde olduğu davalı A.'in kabulü ile sabittir. Bu durum mahkemenin de kabulündedir. O halde davalı A. bu sözleşme gereğini yerine getirmekle yükümlüdür. Sözleşme de taraf olmayan davacının eşi E. ile davalılar ve dava dışı A. Kurnaz arasındaki borç ve alacak ilişkisi nedeniyle, davacıya verilmesi gereken payın davalı A.'a verilmesi, varlığı kabul edilen inanç sözleşmesine aykırı olup, mahkemece bu olguya değer verilerek davanın reddi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 03.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy