(818 S. K. m. 270, 274)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 1.3.2001 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 11.6.2003 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı B. Kayacı vd. tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, düzenlemesi Borçlar Kanunun 270 ve devamı maddelerince yapılan 10.9.1999 tarihli hasılat kira sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmıştır.
Davacı kiralayan davalı ise kiracıdır. 10.9.1999 gününde sözleşme ile davalıya çalışır vaziyette sucuk imalathanesi kiralanmıştır. Kiralananın niteliğine göre bu gibi yerlerde işletme faaliyetinin sürdürülmesi kuşkusuz yetkili bazı mercilerden izin alınmasını gerektirir. Alınacak bu izinler olmadan işyerindeki faaliyetin yasaya aykırı biçimde sürdürülmesi davalıdan beklenemez. Somut olayda; davalı kiracının yetkili mercilere başvurarak işyeri faaliyet izni talep ettiği ne var ki imar planı bulunmayan bu yer için çalışma izni verilmediği ve işyerinin de kapatıldığı, 31.1.2000 tarihinde vergi Dairesine başvuran davalının mesleki faaliyetine son verdiği anlaşılmaktadır. Kiralananın kullanılmasının mümkün olmadığı halde sorumluluğu düzenleyen Borçlar Kanunun 274.maddesi uyarınca davacı kiralayan kiralananı akit dairesinde kullanmaya hazır bulundurduğu sürece kiracıdan kira bedeli isteyebilir. Sucuk imalathanesi olarak kiralanan yerde bu faaliyetin sürdürülemeyeceği kira sözleşmesinin yapılmasından sonra ortaya çıktığından akit kiracı açısından tahammül edilmez hal aldığında kiracı davalı sözleşmeyi fesihle haklıdır.
Kiralanan işyeri kiralayandan kaynaklanan kusurla Tarım İl Müdürlüğünce 26.10.1999 tarihinde mühürlenerek kapatıldığından kiralayan davacı akit dairesinde kullanmaya hazır bulunduramadığı işyerinin kira parasını bu tarihten sonra kiracı davalıdan isteyemez. Bu nedenle kira parasının sözleşmenin başlangıcı tarihi ile işyerinin mühürlenerek kapatıldığı 26.10.1999 tarihleri arası için hesaplanıp hüküm altına alınması gerekir iken fazlanın hüküm altına alınması doğru değildir. Karar bu nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 06.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy