(4721 S. K. m. 744) (743 S. K. m. 668) (1086 S. K. m. 389)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.3.2003 gününde verilen dilekçe ile mecra hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 3.3.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı İbrahim Ethem Doğruyol tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 744 (önceki Medeni Kanun'un 668.) üncü maddesi uyarınca mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkindir. Anılan madde uyarınca, her taşınmaz maliki zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla suyolu, kurutma kanalı gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmeleri olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde, kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür.
Mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkin davalarda, istemin özelliği gereği en uygun yerin aranması ilkesinin geçerli olması ve bu davaların bir irtifak hakkı olmakla birlikte özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle;
Öncelikle davacının mecra ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. İhtiyacın saptanması halinde de, çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca taraf yararları da gözetilerek, en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden mecra irtifakının bağlanacağı su, elektrik, gaz ve benzerine ait yol ya da kaynak ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde kurulmalıdır. Ayrıca mecranın niteliği nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği, ayrıca belirlenerek kararda gösterilmelidir.
İrtifak hakkının bedeli taşınmazların niteliğine göre atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak saptanmalı ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir. Dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de irtifak için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmiş ise, bu bedelin ödenmesinin mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olacağı durumlarda, hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Dava, davacıya ait kanalizasyonun şehir kanalizasyonuna bağlanabilmesi için davalılardan herhangi birine ait parselden mecra irtifakı kurulması talebine ilişkindir.
Mahkemece, Medeni Kanunun 744/1 maddesi gereğince 8 ve 9 numaralı parsellerden davacı 7 numaralı parsel lehine ve mecra hakkı tesis edilmiş karar davalı tarafça temyiz edilmiştir.
HUMK. nun 389. maddesi uyarınca verilen karar da iki tarafa yüklenen hak ve borçların açıkça gösterilmesi gerekir. Yoksa taraflar hükmün infazı sırasında yeni bazı çekişmelerin içine girer. Somut olayda; kararın eki olan ve hükmün infazında gözetilmesi zorunlu bilirkişi rapor ve krokisinin (adiyen çizildiği) infaz için elverişli olmadığı görülmektedir. Bu yön usule aykırıdır.
Ayrıca, davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın yatırana iadesine, 26.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy