(1086 S. K. m. 275)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı Tahir Dündar aleyhine 1.8.2003 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tescil, Tahir Dündar tarafından Hüseyin Karasu ve Nurhan Karasu aleyhine 17.8.2003 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesinin iptali istenmesi üzerine davalar birleştirilerek yapılan duruşma sonunda; tescil davasının reddine, sözleşmenin iptali davasının kabulüne dair verilen 7.4.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar düzenleme şeklinde yapılan 3 Ağustos 1993 gün ve 13019 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesine dayanarak davalıdan satın aldıkları bağımsız bölümün adlarına tescilini açılan karşı dava ile de davalı Tahir Dündar dayanılan satış vaadi sözleşmesinin danışıklı kurulduğunu bildirerek sözleşmenin iptaline ve davacılar davasının da reddine karar verilmesini istemişler mahkemece savunma yerinde görülerek satış vaadi sözleşmesinin iptaline, davacılar davasının da reddine karar verilmiş, verilen hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davada dayanılan 3.7.1993 günlü satış vaadi sözleşmesi açık, net ve kuşkuya yer bırakmayacak şekilde anlaşılır olup, şekil şartlarına da uygundur. Bedelin sözleşme sırasında ödendiği sözleşme metninde yazılıdır. Senedin muvazaa unsuruyla illetli olduğunu ileriye süren kişi sözleşmenin taraflarından birisi olmakla bu iddiasını aynı biçimde kanıtlamalıdır. Karşı davada böyle bir delile dayanılmamıştır. Bu nedenle karşı davanın reddi yerine kabulü yasa ve Yargıtay uygulamalarına aykırı olmuştur.
Davacılar Hüseyin ve Nurhan Karasu'nun iptal ve tescil istemine gelince; sözleşmede parsel numarası yazılı taşınmaz kayden arsa nitelikli ise de, dosya kapsamı ile iddia ve savunmalardan üzerindeki binanın tamamlandığı ve peyder pey bağımsız bölümlerin yapı kullanma izinleri alındığı anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılacak iş, taşınmaz başında keşif yapılarak bilim ve fenne uygun yapılmış bir yapının varlığı ve imar planına da uygunluğu anlaşılması halinde kat mülkiyeti yasasına uygun biçimde bina için kat irtifakı ya da kat mülkiyetinin kurulmasını sağlayacak hesap ve işlemlerinin uzman bilirkişiye yaptırılmasından sonra davacıların istemi doğrultusunda bir karar vermek olmalıdır. Bu nedenle de hüküm yasaya aykırı görüldüğünden bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 26.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy