(4721 S. K. m. 683) (818 S. K. m. 287, 292)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.11.2003 gününde verilen dilekçe ile meni müdahale ve ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 7.12.2004 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, hasılat kira sözleşmesi ilişkisine dayalı elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.
Mahkemece dava reddedilmiş, hükmü davacı kiralayan temyiz etmiştir.
İşletmeye İlişkin Protokoldür başlıklı yanlar arasında düzenlenen 30.10.1993 günlü sözleşmenin bir işletme kirası sözleşmesi olduğu, yine taraflar arasında görülen ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen Kadıköy Asliye 4.Hukuk Mahkemesinin 14.7.1998 tarih ve 1998/419 E. 609 K. Sayılı kararı ile sabittir. O yüzden eldeki davanın çözümünde 30.10.1993 günlü sözleşme hükümlerine bakmak ve yorumlamak gerekecektir. Bu sözleşmenin (E) maddesinde aynen işletme süresi, inşaatın bitirilip kullanılır halde tesliminden itibaren başlayıp takip eden 10 yıldır bu sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren tahsis edilen mahallin kullanılır halde teslimine kadar geçecek süre işletme süresine ilave edilir. Yani anılan mahal işletmeciye 2 sene sonra teslim edildiği takdirde işletme süresi 12 yıl olacaktır. Hükmü bulunmaktadır. Burada hemen belirtilmelidir ki hasılat kira sözleşmesinin tarafları yasada öngörülen diğer fesih nedenleri dışında süresi belli olan sözleşmeyi sadece bu sürenin geçmesiyle de feshedebilirler. Değişik bir anlatımla belirli sürenin geçmesi kira sözleşmesine son verebilme olanağı tanıyan bir nedendir. Ancak yine hemen söylenmelidir ki taraflar dilerlerse sürenin geçmesine rağmen sözleşme ilişkisine son vermeyerek yeni bir anlaşma ile sözleşme süresini uzatabilir veya Borçlar Kanununun 287.maddesindeki kurallar içinde kira sözleşmesinin örtülü biçimde yenileyebilir. Kira süresinin belirlenen müddetin geçmesine rağmen örtülü biçimde nasıl yenileneceği ise 287.maddede gösterilmiştir. Buna göre kiralanan kiralayanın bilgisi dahilinde ve karşı koyması olmaksızın kiracı tarafından kullanılmaya devam edilirse süre geçmiş olsa bile sözleşme bir sene süre ile yenilenmiş sayılır.
Somut olayın çözümünde bilinmesi zorunlu açıklamalardan sonra, burada sözleşmenin (E) maddesinde hükme bağlanan işletme süresinin başlangıç tarihinin kesin biçimde saptanmasının önem kazandığı görülmektedir. O halde inşaatın tamamlanarak işletmenin hangi tarihte kiracı davalıya teslim edildiği hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmeli, bu tarihe 10 yıl eklemek suretiyle 17.11.2003 olan dava tarihi itibarıyla kira süresinin geçmiş olup olmadığına bakılmalıdır. Çünkü az yukarıda söylendiği üzere davacı kiralayan 11.9.2003 tarihli ihtarında akdi yenilemeyeceği iradesini davalı kiracıya bildirdiğinden kira süresinin bitmesi ile kiralayan akdi fesh edebilecek ve Borçlar Kanununun 292.maddesi hükmü uyarınca kiracının kiralananı geri vermesi gerekecektir. Her ne kadar mahkemece davanın açıldığı tarihte 10 yıllık kira süresi geçmemiş olduğundan söz edilmiş ve işletmenin teslim tarihi Kadıköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.7.1998 tarihli kararında 25.6.1997 olarak yazılmış ise de, bu husus Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 3.11.1998 tarih ve 1998/8276-8544 sayılı ilamında düzeltilerek, mahkeme kararında yazılan 25.6.1997 teslim tarihi karardan çıkartılmıştır. Bu nedenle 25.6.1997 tarihinin işletmenin teslim tarihi olarak kabul olanağı yoktur. O halde mahkemece, davacıdan ve davalı yanın işletmenin teslimine ilişkin 19.4.2004 tarihli dilekçesindeki delilleri istenilip toplanmalı, ticari işletmenin hangi tarihte davalıya teslim edildiği saptanmalı, gerek duyulursa bu konuda taraflara ait defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi de yaptırılmalı, 10 yıllık kira sözleşmesinin hangi tarihte bittiği açıklığa kavuşturularak, şayet bu süre dava tarihinden önce bitmiş ise kiralayanın süre uzatımına muvafakati olmadığı dikkate alınarak kiralananın davacı kiralayana teslimi hüküm altına alınmalıdır.
Bütün bu yönler üzerinde durulmadan işletmenin 25.06.1997 tarihinde teslim edildiği kabul edilerek 10 yıllık sürenin geçmediğinden bahisle davanın reddi yerinde görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 07.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy