(818 S. K. m. 250, 270, 272)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine davalı M. vekili tarafından davacı aleyhine 25.2.2003 ve 31.3.2003 ve 8.7.2003 gününde verilen dilekçeler ile menfi tesbit birleştirilen davalarda itirazın iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davaların ayrı ayrı kısmen kabulüne dair verilen 23.12.2004 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve birleşen dosyaların davalısı M. P. vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: 1- Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre kiracı davalı M. P.'nın diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- Uyuşmazlık düzenlemesi Borçlar Kanununun 270 ve devamı maddelerinde yapılan 1.6.2001 başlangıç tarihli hasılat kirası sözleşmesinden kaynaklanmıştır.
Kiralayanın borçları başlıklı Borçlar Kanununun 272. maddesine göre Hasılat Kira Sözleşmesinde kiralayanın önde gelen borcu adi kira sözleşmelerinde olduğu gibi kiralananı sözleşmenin öngördüğü biçimde kullanmaya ve işletmeye elverişli durumda teslim etmek ve sözleşme süresince de bu durumda bulundurmaktır. Kiralayanın bu borcunu ihlal etmesi halinde yasanın yaptığı gönderme nedeniyle adi kiraya ilişkin hükümlerin uygulanması gerekir. Borçlar Kanununun 250. maddesi uyarınca elverişli olarak teslim edilmekle beraber kiralanan da sonradan kullanmaya elverişsiz bir durum ortaya çıkarsa kiralayan teslimden sonra ayıba karşı tekeffül borcundan ötürü kiracıya karşı sorumlu olur.
Somut olaya gelince; yanlar arasındaki 1.6.2001 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile davacı ve karşı davalıya kiralanan uygulama oteli ve dershanedir. Kiralananın tesliminden sonra kiracı olan davacı ve davalı yerinde inceleme yaptırarak inşaat mühendisleri odasından rapor almış, inşaat mühendisi bilirkişiler yapıdaki hareketli yüklerin arttığını bu haliyle binanın satatik açıdan niteliğini yitirdiğini, sakıncalı bir durum ve tehlike oluşturduğunu bildirmişlerdir. Bu rapora göre kiralananın amacına uygun kullanılmasının mümkün olmadığı, kira sözleşmesinin artık kiracı tarafından tahammül edilmez bir hale geldiğinin kabulü gerekir. Kendisi ve işçileri bakımından can ve mal tehlikesiyle karşılaşan kiracıdan akdin icrası beklenemeyeceğinden raporun düzenlendiği 19.9.2002 tarihinden sonra kiralayan kira parası isteyemez. O yüzden kira parası alacağının akdin başlangıç tarihi ile yapıdaki durumu ortaya koyan 19.9.2002 tarihleri arasındaki dönem için hesaplanarak bunun hüküm altına alınması gerekir. Bu tarihler dışına taşarak yapılan uygulama ve kurulan hüküm doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Davacı ve karşı davalının çatı onarım giderleri ile ilgili temyiz itirazlarına gelince; gerçekten gerek 1.10.2000 tarihli asıl ve gerekse 21.6.2001 tarihli sözleşmede kiralanan binanın çatısını n tamirat ve tadilatının kiracı tarafından yapılacağı hükme bağlanmışsa da az yukarıda sözü edildiği üzere bilirkişilerce 19.9.2002 tarihinde binanın kullanılamayacak halde bulunduğu saptandığından davacı ve davalı kiralayan bu şekildeki bir binanın çatısını onarmaya ve bununla ilgili giderlere katlanmaya zorlanamaz. Kiralayan davacının bu isteminin de reddine karar verilmesi yerine kısmen kabul edilmiş olması da bozmayı gerektirir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 1 numaralı bent uyarınca diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 03.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy