(3194 S. K. m. 11) (4342 S. K. m. 4, Geç. m. 3)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 11.6.1991 gününde verilen dilekçe ve birleştirilen dosyalarda verilen 9.2.2000, 2.9.1998, 16.10.1998 ve 11.6.1999 gününde verilen dilekçeler ile tapu iptali mera olarak sınırlandırma istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.12.2004 günlü hükmün Yargıtay'ca bir kısım duruşmalı olarak incelenmesi, davalı Belediye Başkanlığı vekili duruşmasız olarak davalı gerçek kişiler, davalı Şirinevler Konut Yapı Kooperatifi Başkanlığı ve davacı Hazine tarafından istenilmekle, tayin olunan 3.5.2005 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı Belediye Başkanlığı vekili Av. Bahri Kaya, Şirinevler Konut Yapı Kooperatifi vekili Av. Mustafa Çelik davacı Hazine vekili Av. Ulviye Sarp geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, mera olarak tespit edilen taşınmazın daha sonra belediye adına özel mülk olarak tescilinin yapılarak üçüncü kişilere satıldığı ve öncesi mera olan taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacağı iddiasıyla açılan tapu iptali ve mera olarak sınırlandırılma istemine ilişkindir.
4342 sayılı Mera Kanunun 4. madde 3. fıkrasında, meraların özel mülkiyete konu olamayacakları, amacı dışında kullanılamayacakları ve zamanaşımına tabi olmadıkları, sınırlarının daraltılamayacağı, 14. maddesinde ise, tahsis amacı değiştirilmedikçe meralardan bu Kanunda gösterilenden başka şekilde yararlanılamayacağı belirtilerek tahsis amacının nasıl değiştirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Ancak 7.6.2004 tarih ve 5178 sayılı yasa ile 4342 sayılı Mera Kanunun bazı maddelerinde değişiklik yapılmış ve eklenen geçici 3. madde ile de;
Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde kalan ve 1.1.2003 tarihinden önce kesinleşen imar planları içerisinde yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera olarak kullanımı, teknik olarak mümkün olmayan yerlerin tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescilleri yapılır. Ancak ilgili Belediye veya kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olanların dava konusu olup olmadığına bakılmaksızın ücretsiz olarak tescilleri aynen ibka edilir. Hazine adına tescil edilmesi gerekirken gerçek veya tüzel kişilere tescil edilmiş taşınmazlara ilişkin açılan davalardan, emlak ve rayiç bedellerinin toplamının yarısı üzerinden taşınmazların halen maliki olan kişilerce Hazineye bedelinin ödenmesi kaydıyla vazgeçilir. Evvelce açılan davalarda Hazine lehine kesinleşen kararlara konu taşınmazların tapuları aynı esaslara göre önceki maliklerine veya kanuni mirasçılarına devredilir. hükmü getirilmiştir.
Anılan hükümde, öncesi mera olan ancak belediye ve mücavir alan sınırları içinde kalan ve 1.1.2003 tarihinden önce kesinleşen imar planlarında yerleşim yeri olarak tespit edilen, mera olarak kullanımı teknik olarak mümkün bulunmayan alanlarda tahsis amacının değiştirileceği ve gerçek veya tüzel kişiler adına tescil edilmiş taşınmazların belli bir bedelin ödenmesi halinde bu kişilere devredileceği öngörüldüğünden, 5178 sayılı Yasa ile 4342 sayılı Mera Kanunu'na eklenen geçici 3. maddesi hükmü konusunda derdest olan davalara da uygulanmalıdır.
Davacı Hazine vekili 11.6.1991 tarihli dilekçesi ile, öncesi mera ve panayır yeri olarak 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99 ve 100 parsel numaralı taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında da aynı nitelikleri ile sınırlandırılmasının yapılmış olmasına rağmen tapuda davalı Belediye Başkanlığı adına tescilinin yapıldığını belirterek tapu kayıtlarının iptali ile Hazine adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece davanın reddine dair verilen ilk karar, Dairemizce 6.6.1994 tarih 1994/4124 E. 1994/5868 K. Sayılı ilamı ile; 3533 sayılı Yasa uyarınca taşınmazın niteliğinin tespiti ile sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinden bozulmuştur. Mahkemece bozma doğrultusunda yapılan araştırma ve inceleme sonucunda verilen ikinci karar ise Dairemizin 7.5.1998 T. 1998/3098 E. 3560 K. Sayılı ilamı ile özetle; taşınmazın niteliğinin mera olarak tespit edilip kesinleşmiş bulunmasına ve 3194 Sayılı Yasanın 11. maddesi uyarınca imar planında özel mülkiyete tahsis edilen yerlerin Belediye adına tesciline olanak bulunmadığından, davanın kabul edilmesi gerektiği belirterek bozulmuştur.
Anılan bozma kararı uyarınca da mahkemece davanın kabulüne,
Davalı belediye adına kayıtlı bulunan 152 ada 95, 96, 97, 98 ve 100
parsellerin,
b) Davalı Kooperatif adına kayıtlı bulunan 152 ada 99 ve 205 parsellerin,
c) 152 ada 204 parselin,
d) 152 ada 103 ila 137 ve 152 ada 140 ila 170 parsellerin tapu
kayıtlarının iptali ile mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiştir.
Hüküm, davalı gerçek kişiler, davalı Belediye Başkanlığı, davalı kooperatif başkanlığı ve davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu parsellerin geldisi olan 152 ada 1 parsel ile bu parsellerden ifrazen oluşan parsellerin tapulama tutanağı, tapu kaydı ve 1995/70 E. 1996/91 K. Sayılı hakem kararı ile mera olduğu kesinleşmiştir. İmar uygulaması ile dava konusu parselin bulunduğu bir kısım alan konut sahası olarak belirlenmiş bir kısmı da yol, yeşil alan ve oyun alanı olarak tescil harici bırakılmıştır.
Bilahare bu parsellerden bir kısmı Şirinevler Konut Yapı Kooperatifine devredilmiş, bir kısmı gerçek kişilere konut amaçlı olarak kullanmak üzere satılmış, bir kısmı da davalı belediye üzerinde bırakılmıştır.
Mahkemece, Dairemizin yukarıda içeriği açıklanan 7.5.1998 tarih, 1998/3098 E. 1998/3560 K. Sayılı ilamı doğrultusunda davanın kabulü ile taşınmazların mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiştir. Ancak gerek Dairemizin bozma kararı ve gerekse yerel mahkeme kararının dayanağını oluşturan 4342 Sayılı Yasada 7.6.2004 ve 5178 Sayılı Yasa ile değişiklik yapılmış olup, bozma kararından sonra yapılan yasal düzenleme uyarınca usulü kazanılmış haktan da sözedilemeyeceğinden uyuşmazlığın çözümünde yeni yasal düzenlemelerin gözetilmesi gereklidir.
Dosya kapsamına göre, 1.1.2003 tarihinden önce kesinleştiği anlaşılan imar planına göre nizalı yer, yerleşim alanı olarak belirlenmiş ve davalı belediye adına tescil edildikten sonra ifraz edilerek üçüncü kişilere satılmış, üzerinde binalar inşa edilerek yeni bir yerleşim alanı oluşmuştur. 5178 Sayılı Yasa ile 4342 Sayılı Mera Kanununa eklenen geçici 3. maddede belirtilen hususlar nizalı yer hakkında da gerçekleştiğinden, bu hüküm uyarınca taşınmazın emlak ve rayiç bedellerinin toplamının yarısı belirlenerek bu miktarı ödenmesi hususunda davalılara önel verilerek sonucuna göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Davalıların temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 400'er YTL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar Belediye Başkanlığı ve Kooperatif Başkanlığına verilmesine, peşin alınan bozma harcının yatıranlara geri verilmesine, 03.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy