(1086 S. K. m. 76) (3194 S. K. m. 18) (2981 S. K. m. 10, 18)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.10.2003 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın görev yönünden reddine dair verilen 4.6.2004 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, imar affı başvurusunda bulunduğu yerin adına tescili isteğinde bulunmuştur. Mahkemece, davacının öncelikle idareye başvurması, idarenin yanıtına göre de idari yargıda dava açması gerektiği gerekçeleri ile görevsizlik kararı verilmiştir.
Davada dayanılan maddi vakıaların bildirilmesi taraflara, hukuki niteleme ise hakime aittir. (HUMK. md. 76) Davacı, İmar Affı Kanunu gereğince başvuruda bulunduğunu, yasanın aradığı koşulları taşıdığını ve yükümlülüklerini yerine getirdiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil talep etmektedir. İdareden kendisine tahsis yapılmasını istememekte aksine, tahsisli yeri olduğu iddiasıyla tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmaktadır.
Tapu tahsis belgesinin bulunduğu iddiasıyla açılan davalarda, geçerli tapu tahsisinin yapılmış olması halinde aşağıdaki ilkeler gözetilerek araştırma ve inceleme yapılmalıdır.
- Hukuki yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması,
- Tahsise konu yerde 3194 Sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca imar planı veya 3290 Sayılı Yasa ile değişik 2981 Sayılı Yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması,
- İlgilisine, tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsis yapılmamış olması,
- Tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması,
- Tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması,
- Tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması, ödenmemiş ise taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmiş olması.
- İmar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 Sayılı Yasa ile değişik 2981 Sayılı Yasanın 18/b-c maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması gerekir,
- Mahkemece, yukarıda belirtilen koşullar doğrultusunda yapılacak inceleme sonucunda, tescil isteğinin kabulü için yasal koşulların oluştuğu kabul edildiği takdirde, 3290 Sayılı Yasa ile değişik 2981 Sayılı Yasanın 10/C-2 maddesi gereğince tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karar verilmelidir.
Tapu kayıtları üzerinde mülkiyet değişikliğine neden olacak bu gibi davaların çözümü adli yargının görevine girer. Mahkemece işin esasına girilerek, taraf delilleri toplanıp değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın idari yargının görev alanına girdiğinden söz edilerek, görevsizlik kararı verilmesi doğru değildir. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz itirazlarını kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 20.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy