(1086 S. K. m. 7, 8, 25)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 20.11.2001 gününde verilen dilekçe ile noter satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.1.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Cahit ve Cezmi Geyik tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili 20.11.2001 tarihli dilekçesi ile 113 ada 14 parsel sayılı tarla cinsli 46154 metrekarelik taşınmazda muris Sahadet Gencer'in 1/4 payını 2.10.1995 tarihli noter satış vaadi sözleşmesi ile 100 milyon TL bedelle oğlu Tahsin Gencer'e satıp teslim ettiğini, Tahsin Gencer'in ise 4.3.1996 tarihli noter satış vaadi sözleşmesi ile 120 milyon TL bedel ile 1/4 payı davacı Mustafa Karaya satıp teslim ettiğini beyanla 14 sayılı parselde 1/4 payın iptalen davacı adına tescilini istemiştir.
Davalılardan Cezmi ve Cahit Geyik davanın reddini savunmuşlardır.
Asliye Hukuk Mahkemesince Hukuk Genel Kurulu'nun 14.02.1996 tarihli İçtihadı gereğince noter sözleşmelerinde yazılı satış bedelleri dikkate alınıp mahkemenin görevsizliğine dair verilen karar temyiz edilmeden kesinleşmesi üzerine süresinde başvuru ile Sulh Hukuk Mahkemesine gelen dosyanın keşfen yapılan incelemeleri sonunda taşınmazın revizyon gördüğü 185 ada 5 sayılı parsel üzerinden davanın pay olarak kabulüne karar verilmiştir.
Davalılardan Cahit ve Cezmi Geyik kararı temyiz etmişlerdir.
Dava gayrimenkul noter satış vaadi sözleşmelerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Sözleşmelere konu taşınmazın mülkiyetin aktarılması istenen 20.11.2001 günlü dava tarihine göre değerinin sözleşmelerde yazılı olan bedele uygun olduğu kabulü hayatın olağan akışına uygun düşmez. Görev konusu kamu düzenine ilişkin bulunduğundan tarafların sözleşme ile görevli mahkemeleri belirleyecekleri düşünülemeyeceği gibi yine salt sözleşme bedeline bakılarak kamu düzenine ilişkin harç kaybına da neden olunulmamalıdır. Sulh Hukuk Mahkemesince keşfen yapılan incelemelerde dava konusu olan taşınmaz kesiminin dava tarihi itibarı ile çıplak değerinin 18.300.000.000 TL olduğu, üzerindeki ürün ile birlikte değerinin ise 48.000.000.000 TL değerinde olduğu uzman bilirkişiler tarafından belirlenmiştir. Saptanan bu değer davanın açıldığı tarihe nazaran Sulh Hukuk Mahkemesinin görev sınırını belirleyen HUMK. nun 8.maddesindeki 400.000.000 TL. nin çok üzerindedir. Bu nedenle HUMK. nun 7.maddesi gereğince kamu düzeni hükmü resen gözetilerek ve ayrıca HUMK. nun 25.maddesi gereğince temyiz edilmeden kesinleşen Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararının Sulh Hukuk Mahkemesini bağlamayacağı gözetilerek mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi gerekirken davaya devam ile davanın esası hakkında karar verilmesi yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 03.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy