(4721 S. K. m. 716)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 6.9.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve meni müdahale istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 16.3.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, 264 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tesbiti sırasında davalı adına senetsiz zilyetliğe dayalı tesbit edildiğini, burasının kadimden beri köy tüzel kişiliğinin merası olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve mera olarak sınırlandırmaya karar verilmesi istemine ilişkindir. Davalı davanın reddini istemiş mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Davaya konu 264 ada 1 parsele revizyon gören 1936 tarih 632 tahrir numaralı vergi kaydının Doğusu ve Kuzeyi yol okumaktadır. Taşınmazın paftasında doğusunda dere, kuzeyinde orman yolu bulunmaktadır. Keşif sırasında mahalli bilirkişiler orman yolunuF 1985 veya 1986 yılında açıldığını söylemişlerdir. Revizyon gören vergi kaydının sınırları itibariyle buraya uyduğundan söz edilemez. Kaldı ki, nizalı taşınmazın güneyinde yer alan Hazine adına tescil gören 265 ada 3 parsel ile 271 ada 7 parsele revizyon gören 1936 tarih 633 tahrir numaralı vergi kaydının kuzeyi, yani nizalı taşınmazı mera okumaktadır. Paftada nizalı taşınmazın kuzeyi ve doğusu da orman olarak tescil görmüş, buraların fiilen orman olduğu keşif sırasında da tesbit edilmiştir. Mahalli bilirkişiler 271 ada 7, 265 ada 3 ve 4 numaralı parseller ile bunun kuzeyindeki kısımların kadim köy merası olduğunu meraların zamanla tamamen orman olduğunu nizalı taşınmazın üzerinde de çam ağaçlarının bulunduğunu bildirmişler, ziraatçı bilirkişilerin raporları da bunu doğrulamış, mahkemece nizalı yeri gösterir HUMK. nun 366. maddesine göre delil olarak kabul edilebilecek fotoğraflarda buraları orman olarak göstermektedir.
Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere nizalı taşınmazın dört tarafının kadim mera ve meradan dönüşen orman olduğu, vergi kaydının sınırlarının sabit olmadığı, tam olarak yerine oturmadığı gibi mera ve mera üzerinde yetişen orman bütünlüğünü de bozmaktadır. Dosya içerisinde yapılan keşifte dinlenen bilirkişi beyanları ile keşif sonucu verilen raporlarda kendi içerisinde çelişki arz etmektedir.
Tüm bu hususlar dikkate alınmadan davanın kabulü yerine somut olaya uygun düşmeyen bazı gerekçelerle dava reddedildiğinden karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 03.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy