(1086 S. K. m. 76, 185, 237)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.9.2001 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 2.4.2003 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava konusu taşınmazın davalı tarafından kendilerine tahsis edilmesine rağmen tapunun devredilmediğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur. Yargılama aşamasında, davalı ile anlaştıkları, tapunun devredileceğini, taşınmaz kaydındaki ihtiyati tedbir şerhinin kaldırılmasını ve davanın konusunun kalmadığını beyan edilmiştir. Mahkemece, davacı beyanı üzerine davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulmuştur.
Hükmü davacı, karar tarihinden sonra iki yıl geçmesine rağmen tapunun devredilmediği gerekçesiyle temyiz etmiştir.
Öncelikle davanın konusunun kalmaması halinden ne anlamak gerektiğinin ve davanın konusuz kalmasının sonuçlarının irdelenmesi gerekmektedir. Yargılama devam ederken, dava konusu alacağın ödenmesi, tapunun devredilmesi, taşınmazın tahliye edilmesi gibi nedenlerle dava konusuz kalabilir. Bu durumda davanın esası hakkında karar vermeye gerek kalmaz. Mahkemece, davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulmalıdır. Bu kararlar dava konusunun kalmadığının tespiti niteliğinde kararlardır ve aynı konuda aynı taraflar arasında yeni bir dava açılırsa bu dava kesin hüküm nedeniyle red olunmalıdır (HUMK m.237). Davanın konusuz kaldığının kabul edilebilmesi için, tarafların davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmamış olması gereklidir. (Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü 6. Bası İstanbul, 2001 s. 3021) Tarafların davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının devam ediyor olması, bir başka anlatımla, davanın konusuz kaldığının kesin olarak tespit edilmediği durumlarda, kesin hükmün sonuçlarını doğuracak şekilde sonuca gidilmesi olanaklı değildir.
Somut olaya döndüğümüzde, davacı, mahkemeden ihtiyati tedbirin kaldırılmasını istemiş, tedbir kalkınca tapunun devredileceğini bildirerek davanın konusunun kalmadığını beyan etmiştir. Yukarıda açıklandığı gibi, davanın konusu olan tapu devri bu beyanlar sırasında gerçekleşmemiştir. Davanın esası hakkında bir karar verilmesinde her iki tarafında güncel yararı devam etmektedir. Davanın konusunun ortadan kalkmadığı anlaşıldığına göre davacının beyanlarının ne şekilde değerlendirileceğinin üzerinde durulmalıdır.
HUMK. m. 76 uyarınca taraf beyanlarının hukuki nitelendirmesini yapmak hakimin görevidir. Davacı, tapunun devredileceği inancıyla hareketle, açıklanan şekilde beyanda bulunmuştur. Dava konusu tapu bu beyan sırasında devredilmemiş olduğundan, davacı vekili sözlerini, davayı geri alma olarak değerlendirmek gerekmektedir. (HUMK. m. 185/1-1)
Mahkemece açıklandığı şekilde davacı sözlerinin davanın geri alınması olarak nitelendirilerek, davanın geri alınmasına ilişkin karşı tarafın diyeceği sorularak sonucuna uygun bir karar verilmek üzere hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 04.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy