(4721 S. K. m. 747, 748) (743 S. K. m. 671)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine 7.5.2001 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 9.7.2004 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Mustafa Aktaş mirasçıları tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 747 (önceki Medeni Kanunu'nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanun'un 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Dava, davacı vekilinin 18.7.2003 tarihli celsedeki beyanı ile açıklandığı üzere eski Medeni Kanun'un 671., Yeni Medeni Kanun'un 747. maddesi gereğince geçit hakkı tesisi isteğine ilişkindir. Davalı geçit istenen yerin tapulu taşınmazı içerisinde kaldığını davacının anayola çıkmak için başka yolu bulunduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece 11.2.1959 tarih 14/13 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı gereğince davacı taşınmazının tapusuz olması nedeni ile geçit hakkı davasının reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine dairemizce davacının dayandığı tapunun keşfen uygulanması ayrıca geçit güzergahı üzerinde bulunan taşınmazlarında tapuda kayıtlı olması gerektiğinden harcı da verilerek taşınmaz malikleri davaya katılıp taraf teşkili yerine getirildikten ve belirtilen ilkelere uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra neticesine göre karar verilmesi gerektiği yönünden 19.1.2004 tarihinde bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulup 22.4.2004 tarihinde yapılan keşifte sadece davacı tapusu uygulanıp davacı tapusunun sınırlarını gösteren 14.5.2004 tarihli keşif krokisi alınmıştır. Davalı keşiften sonra 6.7.2004 tarihli dilekçesi ile Sulh Ceza Mahkemesinin 2001/85 sayılı dosyasındaki keşif krokisini ibraz ederek davacının halen kullanmakta olduğu yolunun bulunduğu nedeni ile davanın reddini savunmuş, mahkemece bozmadan önceki 30.6.2003 tarihli keşif krokisinde sarı renkle gösterilen güzergah üzerinden 4.36 m. ve çıkışı 4.48 m. genişlik üzerinden 7.7.2003 tarihli ziraat mühendisi keşif raporunda belirtilen ve depo ettirilen 100 milyon TL. bedel üzerinden davacının tapulu taşınmazı lehine davalının tapulu taşınmazı aleyhine geçit hakkı tesisine karar verilmiştir.
Davalı Mustafa Aktaş'ın karardan sonra vefatı üzerine mirasçıları tarafından karar temyiz edilmiştir.
Yeni Medeni Kanun'un 747 maddesi hükmüne göre genel yola çıkmak için yeterli geçiti bulunmayan taşınmaz maliki komşularından tam bir bedel karşılığında geçit hakkı isteyebilir. Bozma ilamına uyulduğu halde bunun gerekleri yerine getirilmemiştir. Yararına geçit talep edilen taşınmazın fiilen kullandığı yolunun bulunup bulunmadığı konusundaki keşif raporları yetersiz olup davalının ibraz ettiği 2001/85 esas sayılı Sulh Ceza dosyası da getirtilip incelenerek davacının Yeni Medeni Kanun'un 747. maddesine uygun kadim bir yolunun olup olmadığının tespit edilmesi gerekir. Ayrıca, davanın kabul şekline göre davacının tapulu taşınmazı ile davalının tapulu taşınmazı arasında genel yola kadar sınırlardan kesintisiz irtibatın sağlanması ve geçit güzergahı üzerindeki taşınmaz maliklerinin tapulu olması ve harcı verilerek davaya katılması gerekir. Keşif krokilerinde davacı taşınmazı ile davalı taşınmazı arasında başka şahısların taşınmazları olduğu halde belirtilen ilkeye uygun taraf teşkili ile kesintisiz bağlantı sağlanmadığı gibi davalı Mustafa Aktaş'ın tapuda 4/5 paydaş olduğu belirtildiği halde diğer paydaşı tespit edilip davaya katılması sağlanmamıştır. Ayrıca davalı taşınmazı ikiye bölünmüş genişlik olarak bozmada belirtilen ilke aşıldığı gibi geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedelin karar tarihine yakın olarak hesaplattırılması ilkesine uyulmamıştır. Ayrıca taraf tapuları 2510 sayılı İskan Kanunu'na göre verilmiş olup iskan krokilerinin varsa getirtilmesi keşfen uygulandıktan sonra yukarıda belirtilen ilkelere uygun inceleme ve araştırma yapılarak neticesine göre bir karar verilmelidir. Tüm bu yönler gözetilmeksizin yazılı şekilde tesis edilen kararın yeniden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 17.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy