(4721 S. K. m. 747) (743 S. K. m. 671)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.6.2003 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 4.5.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı İsmail Kalaycıoğlu vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 747 (önceki Medeni Kanunu'nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Davacı tarafından 512 parselinin yola ihtiyacı olduğundan bahisle davalıya ait 531 parsel için dava açılmıştır. Yapılan keşifte çeşitli seçenekler değerlendirilerek Mahkemece (A) seçeneğinden geçit hakkı tesisine karar verilmiştir.
Mahallinde yapılan keşif sonucu Fen memuru İsmet Delibalta tarafından verilen 21.12.2004 tarihli rapor ile, Ziraat Mühendisi Veysel Selbi tarafından verilen 23.12.2004 tarihli raporda, davacıya ait 512 parselin kuzeyinden geçen paftasında ark olarak görünen derenin dere yatağı olarak kullanılmadığı, yol olarak kullanıldığı, kuru dere ile ilgisinin olmadığı, etrafında bulunan parsellerinde burasını yol olarak kullandığı davacı tarafından da yol olarak kullanmasında bir sakınca olmadığı bildirilmiştir.
Böylece davacı kuzeydeki dereyi (arkı) yol olarak kullanabileceğinden mutlak geçit ihtiyacından söz edilemez. İhtiyacını karşılayacak uygun bir yolu bulunan taşınmaz yararına geçit hakkı tesisi için karar verilemez. Bu durumda davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile istemin hüküm altına alınması doğru olmadığından kararın bozulması gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 07.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy