(4721 S. K. m. 683)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.10.2004 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin men'i istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 4.5.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, meraya elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Davacı, dilekçesiyle, davalının eskiden beri köylünün müştereken kullandığı köy boşluğunu (mer'a) sürüp ekmek suretiyle haksız müdahalede bulunduğunu, taşınmaz mahallinde mahkeme marifetiyle tespit yaptırarak tedbir konulduğunu, tedbirin infaz edildiğini, buna rağmen davalının müdahalesinin devam ettiğini, haksız müdahalenin men'ine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı savunmasında, dava konusu taşınmazın eşinden intikal ettiğini 100 yıla yakın zilyet ettiklerini, eşinin ölümü ile 8-10 yıl ekip biçemediğini, davacı köyün haksız müdahalede bulunduğunu davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, nizalı taşınmazla ilgili kayıtlar araştırılmış mer'a tahsis kaydının bulunmadığı tesbit edilmiştir. Usulüne uygun olarak komşu köyden seçilmiş, bilirkişi marifetiyle keşif yapılmış bilirkişi 1920 doğumlu Rıfat Tuğcu beyanında, dava konusu taşınmazın Hinora mevkiinde olup kendisini bildi bileli davacı köylülerin kullandığını, davalının ya da bir başkasının kullandığını görmediğini, davalının ibraz ettiği tapu ve vergi kayıtlarının, nizalı yere uymayıp başka taşınmazlara ait olduğunu beyan etmiş, mahalli bilirkişinin beyanı, davacı tanığı Hüseyin Çankaya doğrulamış, davalı tanığı Kemal Hürmeydan da kısmen doğrulamıştır.
Teknik bilirkişi Zafer Çavuş 2.5.2005 tarihli raporunda, taşınmazın 6-8 dönümü düz ve düze yakın (%1-4) meyilli, geri kalan kısmının çok meyilli (%13-18) olup ekili taşınmazda ve çevredeki arazide çok miktarda keven ve sütleğen mevcut olup bu bitkilerin, kıraç meralarda ve uzun yıllar tarımsal faaliyet yapılmayan alanlarda yayılma gösterdiğini, dava konusu taşınmazda bulunan söz konusu bitki kurumuş kalıntılarından 1-2 yıldır tarımsal faaliyet yapıldığı, bitki örtüsünden uzun zamandan beri tarım arazisi olarak kullanılmadığını belirtmiş, fen bilirkişi Hikmet Özerk 29.4.2005 tarihli raporunda da dava konusu taşınmazın doğusu yol ve bayır, batısı bayır ve yol, kuzey ve güneyi Madenli Köyü ve Ömerli mezrasına ait hali arazi ile çevrili olduğu, tapu ve vergi kayıtlarının, nizalı taşınmazı kapsamadığı, 1990 yılında fotogrametrik yöntemle taşınmazların çekiminin yapıldığı ham pafta niteliğinde olduğu, nizalı taşınmazın tarım arazisi görüntüsünün olmadığı bildirildiği halde raporun sonuç kısmında bu tespite uymayan yorumla taşınmazın köyün ortak malı niteliğinde olmadığını belirtmiştir.
Dosya içerisinde bulunan Divriği Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/10 Değişik İş sayılı dosyasında yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklarda mahalli bilirkişi beyanını doğrulamışlar, teknik bilirkişi Ahmet Acar tarafından düzenlenen krokide de nizalı taşınmazın mer'a ile çevrili olduğu görülmüştür. Toplanan delillere göre nizalı taşınmazın mera tahsis kaydı olmasa da kadimden beri mera olarak köylünün müştereken kullandığı bir yer olduğu mahalli bilirkişi, onu doğrulayan tanık beyanları ve tespit dosyası ile sabittir. Her ne kadar bilirkişi Hikmet Özerk raporun sonuç kısmında taşınmazın civarının şahıs arazileri ile çevrili olduğundan ve sahiplerince ekildiğinden bahisle köy orta malı olmadığını belirtmiş ve mahkemece de bu gerekçe ile dava reddedilmiş ise de, yukarıda açıklandığı üzere aynı raporun üst kısmında taşınmazın sınırlarında şahıs arazileri olmadığı, mer'a ile çevrili bulunduğunun açıkça belirtilmiş olması karşısında, bu kanıya itibar edilemez. Diğer yandan davalının ibraz ettiği kira mukavelesindeki taşınmazında sınırları yazılı olmadığı gibi miktar itibariyle de nizalı yere ait olmadığı anlaşılmakta, ayrıca taşınmaz 1-2 senedir tarımsal faaliyet yapıldığı bilirkişi Zafer Çavuş'un raporundan anlaşılmakla, dava konusu taşınmazın öteden beri davacı köyün müşterek kullandığı mera olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 14.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy