(4721 S. K. m. 716)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 25.6.2002 gününde verilen dilekçe ile tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 10.3.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, tarafların müşterek murisi adına kayıtlı 2440 parsel sayılı taşınmaz üzerine yaptığı inşaat nedeniyle iyi niyetli olduğunu ileri sürerek arsa değerinden daha fazla olan yapı değeri nazara alınarak taşınmaz mülkiyetinin kendi adına aktarılması, bunun olanaksız olması halinde ise; inşa edilen binanın kendisi tarafından yapıldığının, hükümle belirlenmesini istemiştir. Mahkemece, kanıtlanamadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, 11.3.2004 ve 5.3.2003 tarihli oturumlarda muris adına kayıtlı taşınmaz üzerine yapılan binanın belirli bir miktarının tarafların murisi tarafından, büyük bir kısmının ise kendi katkıları ile yapıldığını kabul etmiştir. Bu beyanı onun arsanın tamamının mülkiyetinin kendisine aktarılacağı inancında olmadığını gösterir. Bu nedenle davacının birinci istemi hakkında verilen ret hükmünde hukuka aykırı bir yön yok ise de; arsanın ayrılmaz parçası durumuna gelmiş yapıda davacının katkısının bulunduğu tanıklarca ifade edildiğine göre bunun oranı uzman bilirkişilere hesap ettirilip, buna göre davacının kademeli istemi hakkında olumlu bir hüküm kurulması gerekir. Davada taraflar mirasta iştirakçi paydaşlar olup bunların kabul beyanları ile davalılardan davacıya aktarılacak paylar için miras şirketine iştirak dışı bir kişi de girmeyeceğine göre miras şirketi ortaklığının çözüldüğünü kabul etmek de mümkün değildir. Mahkemenin davalılar, Fethiye, Habibe, Avni, Ayşe ve Celal'in 1.11.2002 ve 5.3.2003 günlü oturumlardaki kabul beyanlarının hukuki sonuç doğurmayacağı yolundaki görüşünde de isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın yatırana iadesine, 09.02.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy