(4721 S. K. m. 715, 724) (5393 S. K. m. 79) (1086 S. K. m. 237) (5272 S. K. m. 79) (743 S. K. 650, 651)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.2.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil olmazsa kullanma hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24.3.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Mesudiye Belediye Başkanlığı, belediye binası yaptığı yerin 1995 yılında kadastro tesbitinde 3 parsel olarak adına tescil edildiğini, davalı Hazine'nin hakemde açtığı dava sonunda bu yerin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan dere yatağı olduğu anlaşılarak tapusunun iptal edilip tescil harici bırakıldığını, Medeni Kanunun 650 ve 651 (TMK. 724 vd.) maddelerince adına tescilini, bu olmaz ise Belediye Kanununun 79. maddesi gereğince taşınmazın kullanma hakkının (tasarrufunun) Belediye'ye bırakılmasını istemiştir.
Mahkeme tapu iptali ve tescil isteminin kesin hüküm nedeniyle reddine, kullanma hakkına ilişkin istemin ise ayrı bir esasa kaydı ile bu esas üzerinden (idare mahkemesi görevli bulunması nedeniyle) görevsizlik nedeni ile reddine karar vermiş, hükmü davacı vekili temyize getirmiştir. Yapılan inceleme sonucunda;
1- H.U.M.K. 237. maddesi uyarınca kesin hükümden söz edebilmek için her iki davanın taraflarının, konusunun ve hukuki sebeplerinin aynı olması gerekir. Önceki dava devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan dere yatağının Medeni Kanunun 715. maddesince tapusunun iptali ile tescil harici bırakılması isteğine ilişkin olup eldeki dava ise Medeni Kanunun 650 ve 651. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır. Her iki davanın hukuki sebebi farklı olduğundan kesin hüküm oluşturmayacağı ve bu nedenle kesin hüküm nedeni ile reddi doğru değil ise de, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerde yapılan bina için Medeni Kanunun 650 vd. maddeleri gereğince tescil istenemeyeceği ve subjektif unsurun gerçekleşmediği anlaşılmakla, tescil davasının reddi sonucu itibarı ile doğru olduğundan, davacı vekilinin bu yöndeki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacının Belediye Kanunu 79. maddesi gereğince tasarruf hakkının tanınması istemi yönünden ise, mahkemece ayrı bir esasa kaydedildiği halde aynı dosya üzerinden görevsizlik kararı verilmesi doğru değil ise de bu yanlışlığın giderilmesi için yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden, mahkemenin gerekçeli kararının hüküm kısmının düzeltilmesine ve hükmün düzeltilmiş şekli ile onanmasına karar verilmiştir.
Sonuç. 1- Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tescil davasına yönelik temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı vekilinin temyiz itirazının 2. bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile, Mesudiye Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/15 E. 2005/14 K. Sayılı gerekçeli kararının, hüküm kısmının 2. bendindeki ... bu esas üzerinden görevsizlik nedeni ile reddine sözcüklerinin çıkartılarak yerine ... bu dosyadan tefrikine sözcüklerinin eklenmesi, suretiyle düzeltilmesine ve DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 13.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy