(4721 S. K. m. 683, 716) (1086 S. K. m. 38) (818 S. K. m. 22)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.02.2005 gününde verilen dilekçe ile noter satış vaadi sözleşmesine dayalı müdahalenin önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 30.03.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayanan elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir. Satış vaadi sözleşmeleri dayanağını Borçlar Kanunu'nun 22. maddesinden alır. Gerçekten somut olayda dayanılan satış vaadi sözleşmeleri Borçlar Kanunu'nun 213. maddesi, Türk Medeni Kanunu'nun 706 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 89. maddelerine uygun noter önünde re'sen düzenlenen ve alacaklısına kişisel hak sağlayan sözleşmelerdendir.
Vaad alacaklıları bu sözleşmeye dayanarak edim yerine getirilmediğinde mülkiyet hakkının devrini Medeni Kanun'un 716. maddesi hükmünce kayıt maliki olan vaad borçlularından isteyebileceği gibi bu sözleşmeler ile kazandığı kişisel hakkına dayanarak üçüncü kişilerin varsa haksız elatmalarının önlenmesini de isteyebilir. Başka bir anlatımla vaad alacaklısı olan kimseler üçüncü kişilerin yersiz müdahalelerini istemek yetkisine haizdir. Böyle olunca davacıların aktif dava ehliyeti bulunduğundan tarafların iddia ve savunmaya ilişkin delilleri toplanarak gerek duyulursa keşif yapılıp çekişmenin esası hakkında bir hüküm kurulması yerine dava yazılı bazı gerekçelerle red edildiğinden karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 24.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy