(4721 S. K. m. 101) (2762 S. K. m. 27)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.8.2004 gününde verilen dilekçe ile vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 2.11.2004 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Türk Medeni Kanunun 101. maddesi hükmüne göre vakıflar gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemesi ile oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluklarıdır. Başlı başına mevcudiyeti haiz olmak üzere bir malın belli bir gayeye tahsisidir. Osmanlı Hukukunda da vakıf Türk Medeni Kanunun 101. maddesinde olduğu gibi tarif edilmektedir. Kavram olarak denilebilir ki, vakıftan amaç; bir aynın (malın) menfaatlerini hayır yönüne tahsis etmektir. (Eren F.Başpınar V. Toprak Hukuku 2.baskı, sayfa 63) Vakfın kurulabilmesi için belirli bir amaca yönelmiş mal olmalıdır. Ancak, tahsisi yapılacak- kural olarak-gayrimenkulün vakfın amacına cevap vermesi gerekir. Somut olayda; kayıtlarına vakıf şerhi konulan 3645-3646 parsel sayılı taşınmazlar orman niteliği ile hazine adına tapuya kaydı yapılmış, kamu mallarıdır. Tarım arazisi niteliği taşımayan kamu malı özelliği gösteren bu gibi yerlerde vakıf kurulabilme olanağı yoktur. Dolayısıyla, böyle bir yere vakıf şerhi düşülmesinde idarenin hukuki yararı bulunduğundan söz edilmez.
Sonuç: Mahkemece davanın açıklanan bu nedenlerle kabulü gerekirken, değişik bazı gerekçelerle kabul edilmiş olması doğru değilse de hüküm sonuçta davanın kabulüne ilişkin bulunduğundan temyiz olunan kararın HUMK. nun 438/son maddesince gerekçesi düzeltilerek değiştirilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 24.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy