(4721 S. K. m. 747)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.9.2003 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.3.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Somut olayda; 421 parsel sayılı taşınmazın paydaşları davacılar ana yola çıkabilmek için davalılara ait taşınmazlardan 4 metre eninde geçit hakkı kurulmasını istemiş, Mahkemece, 402, 403, 404 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiş, hükmü 402 parsel paydaşı Hazine temyiz etmiştir.
Mahkemece, davalılara ait 403 ve 404 parsellerin ekonomik bütünlüğünü bozacak biçimde ve başka seçenekler aranmadan krokide kırmızı ile işaretli 402, 403, 404 parsellerden geçit kurulması fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesine aykırıdır, ayrıca; taşınmazların ne kadar genişlikte geçit ile yükümlendirildiğinin hüküm fıkrasında gösterilmemesi ve geçit bedelinin hüküm tarihine yakın bir tarihte belirlenmemesi de doğru değil ise de, hüküm 403 ve 404 parsel maliklerince temyiz edilmediğinden bu konudaki yasaya aykırılığa değinilmekle yetinilmiştir.
402 parsel sayılı taşınmazın paydaşı Hazine'nin temyizine gelince; 402 parsel sayılı taşınmazda kurulan geçit yeri bu parselin de ekonomik bütünlüğünü bozmaktadır. Bu parselde uygun geçit yerinin taşınmazın güneybatı sınırına bitişik aramak gerekir. Şayet, bu sınıra bitişik geçit kurulması mümkün değilse bölünen parçanın bedeli de geçit bedeline ilave edilmek suretiyle depo ettirilmelidir.
Dava 23.09.2003 tarihinde açılmış, geçit bedeli de dava tarihine göre saptanmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmaz değerinde önemli artış yaratacak bir süre geçmiş ise, bu bedel hüküm tarihine yakın gün gözetilerek belirlenmelidir.
Hükme esas alınan 08.10.2004 tarihli bilirkişi raporunda kurulan geçit hakkının genişliği, yükümlü taşınmazlarda açıkça belirtilmemesi hükmün infazında duraksamalara neden olacağından, geçit ile yükümlendirilen taşınmazların genişlikleri fen bilirkişisinin raporunda denetimi yapılabilecek biçimde açıkça gösterilip, hüküm fıkrasında da belirtilmesi gerekir. Hüküm belirtilen bu yönleri ile de eksiktir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 16.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy