(3194 S. K. m. 18) (2981 S. K. m. 10)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 7.5.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.5.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Tapu tahsis belgesi gerçekte bir mülkiyet belgesi olmayıp, yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan zilyetlik belgesidir. Bu tür belgelere dayanılarak açılan tescil davalarında öncelikle tahsise konu yerde 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca imar planı veya 3192 sayılı Yasa ile değişik 2981 sayılı Yasa uyarınca ıslah imar planlarının yapılmış olup olmadığına bakmak gerekir. Oysa, somut olayda bilirkişi raporunda bu konuda yeterli bir açıklığa yer verilmemiş, mahkemece de bu husus yetkili merci olan Belediyeden sorulmamıştır. Öte yandan, yine tahsis belgesine dayanılarak açılan cebri tescil davasının kabulü için araması gereken diğer bir hususta tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planlarında konut alanı olarak ayrılan sahalarda kalmış olması koşuludur. Her ne kadar bilirkişi raporunda tahsise konu yerin kısmen yeşil alan ve kısmen de Askeri güvenlik alanında kaldığı belirtilmiş ise de, Belediye tarafından verilen yanıtta mevcut imar planında değişiklik yapıldığı, yapılan değişiklik ile tahsise konu yerin konut alanına alındığı bildirilmiş, böylelikle bilirkişi raporuyla Belediye yanıtı arasında çelişki meydana gelmiştir.
Gerçekten, yapıldığı bildirilen imar değişikliği kesinleşmemiş ise dava konusu yer konut alanında değil, kamu hizmetine ayrılmış alanlarda kalmış sayılacağından bu nitelikteki bir yerin tahsis belgesine dayanarak tescili olanaklı değildir. Mahkemece bu anlatılanların duraksamasız açıklığa kavuşturulması gerekir.
Kabul şekline göre de; tahsis davalılardan Hazine tarafında yapılmış ve tapu kaydı da davalı Hazineye ait iken, Belediyeye husumet düşmeyeceği gözardı edilerek Belediye hakkındaki davanın husumet noktasından reddedilmemiş olması da yanlıştır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy