(4721 S. K. m. 747)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.3.2003 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.4.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı N. B. vekili ve dahili davalı D. U. tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı istemine ilişkindir. Mevcut paftasına göre 40 parsel sayılı taşınmaz güneyinde yola bağlantılıdır. Bu hali ile geçit ihtiyacı içinde olduğu düşünülemez. Güneydeki yol bağlantısının geçide olanak sağlamadığının ve yol gereksinimi içinde bulunulduğunun davacı tarafından kanıtlanması gerekir.
Somut olayda bilirkişi 40 parseli doğu batı hattında bölen çizginin güney bölümünün yar olduğunun buradan daha güneydeki genel yola bağlantı sağlanamayacağını bildirmiş is ede, bu beyan kendi içinde çelişkilidir. Zira bir yandan krokide C işaretli taşınmaz bölümünden yaya geçidi sağlanabileceği ifade edilmiş ise de buranın araç geçişine elvermeyeceği de söylenmiştir. Geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla beraber özünü komşuluk hukukundan aldığından, yol saptaması yapılırken komşuluk hukukunun genel ilkeleri hiçbir zaman gözardı edilmemelidir. Dava konusu olayda olduğu gibi kuzeyden geçit sağlanırken az yüzölçümlü 37 ve 38 parsellerin daha da küçülmesine neden olunmamalı geçit subjektif arzulara göre değil objektif kurallara uygun belirlenmeli fedakarlık tüm komşu parseller arasında denkleştirilmelidir. Bütün bu anlatımlardan anlaşılacağı üzere mahkemece uygun geçit yerinin öncelikle
40 parselin güneyinde aranması, buradan kesin bir biçimde geçit olanağı bulunmadığının anlaşılması halinde uygun geçit yerinin saptanması gerekir. O halde mahkemece yapılması gereken iş; yeniden oluşturulacak bilirkişi kuruluna 40 parselin güneyinde uygun geçit yeri olup olmadığını belirletmek buradan davacının katlanabileceği boyutta giderle genel yola çıkılıp çıkılmayacağı kesin bir biçimde açıklığa kavuşturmak, böylelikle genel yola çıkış sağlanıyorsa davacı geçit ihtiyacı içinde olamayacağından davayı red etmek, aksi takdirde fedakarlığın denkleştirmesi ilkesine uygun geçit alternatifleri değerlendirmek ve istem sonucunu hüküm altına almak olmalıdır. Geçit gereksinimi açıklığa kavuşturulmaksızın davanın yazılı şekilde kabulü bozmayı gerektirir.
Kabule göre de Dairemizin yerleşik uygulamasına aykırı biçimde ilgilisine ödenmek üzere geçit bedeli depo ettirilmeden ve 37 ve 38 parsel malikleri harçlı dilekçe ile davaya dahil edilmeksizin ve ayrıca yargılama giderlerinin de davacının üzerinde bırakılması yerine davalıları sorumlu kılarak hüküm tesisi doğru olmayıp karar bütün bu nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harçlarının istek halinde yatıranlara iadesine, 14.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy