(634 S. K. m. 35) (1086 S. K. m. 186)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.12.2002 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine dair verilen 24.11.2004 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 29.11.2005 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. Hüseyin Palan ve karşı taraf davalı TOKİ vekili Av. Emine Yücel, Emlak Bankası vekili Av. Serap Özgenler ve davalı ihbar olunan vekili Av. Muhammet Aksan geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Bizimkent Toplu Yapı Yönetim Kurulu Başkanlığı ile kooperatif ortağı olduğunu iddia eden gerçek kişiler tarafından açılmış ve 185 ada 1 parselde kayıtlı taşınmazın site yönetiminin ortak alanı olduğu iddiasıyla Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı adına olan kaydın iptali ve ortak alan olarak tescili istenmiştir.
Mahkemece, açılan davanın davacıların sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, hükmü Bizimkent Toplu Yapı Yönetim Kurulu Başkanlığı ile gerçek kişi davacılar temyiz etmiştir.
Dosya kapsamından davacılardan Bizimkent Toplu Yapı Yönetim Kurulunun birden fazla ada ve parsel üzerindeki kat malikleri kukulunca oluşturulduğu ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 35. maddesine göre yöneticilik görevlerinin genel yönetim işleri ile sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. Böyle olunca mülkiyet nakli talep yetkisi olmayan Bizimkent Toplu Yapı Yönetim Kurulu tarafından açılan davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddinde yasaya aykırı bir yön yoktur.
Ancak; mevcut dava sadece Toplu Yapı Yönetim Kurulunca değil ortak olduğunu iddia eden bazı gerçek kişiler tarafından da açılmıştır. Şayet bu kişiler dava konusu üzerinde hak iddiasında bulunabilecek konumda iseler payları oranında dava açma hakkı olduğundan açılan davanın bunlar yönünden dinlenmesi gerekir.
Toplu yapı ortaklarının mülkiyete ilişkin ihtilaflarda birlikte hareket etmelerini gerektiren yasal bir zorunluluk yokken kat mülkiyetine tabi yapıda tüm ortakların birlikte dava açması (zorunlu dava arkadaşlığı) gerektiğinden bahisle, gerçek kişilerin sıfatları araştırılmaksızın davalarının reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Bir dava açıldıktan sonra da bireylerin sahip olduğu tasarruf özgürlüğü gereği dava konusu olan hak veya malın üçüncü kişilere devri mümkündür. Bu durumda bir dava şartı olan dava takip yetkisi ortadan kalkmış olduğundan, davanın açıldığı haliyle devam etmesi söz konusu olmayacaktır.
Mahkemece, dava konusunun üçüncü kişiye temliki resen dikkate alınacaktır. Ancak hakim, dava şartının ortadan kalkması nedeniyle davayı reddetmeyip, davayı veya savunmayı değiştirme yasağının bir istisnası olan HUMK'nun 186. maddesi uyarınca seçimlik hakkını kullanmak üzere diğer tarafa önel verecektir.
a- Ya temlik edene olan davasından sarfı nazar ederek davasını dava konusunu temellük edene karşı yönelterek aynı konuyu dava etmeye devam eder. Bu durumda tarafta kanundan doğan bir değişme oluşur.
b- Ya da temlik edene karşı davasını zarar ziyan davasına dönüştürür.
Somut olayda; dava konusu taşınmaz yargılama aşamasında davalılar Tolga Yener ve Yüksel Yılmaz'a ihale ile satılmıştır. Bu durumda yukarıda açıklanan HUMK.nun 186. maddesi uyarınca işlem yapılmak gerekirken bu kişilere davanın ihbarı ile yetinilmesi de ayrıca doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 400 YTL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 29.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy