(818 S. K. m. 278, 285)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.12.2003 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin önlenmesi ve tazminat, karşılık davada davacının müdahalesinin önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, tazminat isteminin kısmen kabulüne, karşılık davanın reddine dair verilen 21.06.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava ve karşılık dava; tapusuz taşınmazda zirai hasılat kira sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmıştır. Mahkemece, kiralayanlar tarafından açılan meni müdahale davasının fesih ihbar sürelerine uyulmadığından reddine, kiracı tarafından şahsi hakka dayalı olarak açılan el atmanın önlenmesi davası ve tazminat tahsiline ilişkin davaların kabulüne karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında yazılı bir kira sözleşmesi yoksa da, davalı ve karşı davacıların miras yolu ile geçen zilyetlikle elinde bulundurdukları tapusuz taşınmazın zirai amaçla davacı ve karşı davalıya kiralandığı dosyada toplanan delillerle anlaşılmaktadır. Borçlar Kanunu'nun 278. maddesindeki tarife göre hasılat kirası ile kiralayan, kiracıya bir ücret karşılığında ürün veren bir malın veya hakkın kullanılmasını ve semerelerini terk borcu altına girer. Hasılat kira sözleşmesinin mutlaka yazılı olması gerekmez.
Somut olayda, olduğu gibi sözlü olarak da yapılabilir. Bu sözleşmeler belli süreli olarak yapılabileceği gibi, süresiz de yapılabilir veya belli bir süre için yapılan sözleşmenin sonradan süresi belirsiz hale gelmesi olanaklıdır. Hasılat kira sözleşmelerinin feshine ilişkin düzenlemeler ise Borçlar Kanunu'nun 285 ve devamı maddelerinde yapılmış, özellikle sözleşmeyi sona erdiren fesih hakkı 285. maddenin 2. fıkrasında düzenlenmiştir. Kira sözleşmeleri tarafların sözleşmede veya yasada öngörülen ihbar sürelerine uyularak taraflarca her zaman fesih edilebilir. Ancak burada hemen belirtilmelidir ki zirai amaçlı hasılat sözleşmesinde fesih ihbarının aksine sözleşme hükmü bulunmaması durumunda mahalli örfe bakılarak ilkbahar ve sonbahar dönemleri içinde yapılıp yapılmadığının açıklıkla saptanası gerekir. Fesih ihbarı sözlü olarak da yapılabilir. Yazılı ihbar, yapana ispat kolaylığı sağlar. İhbar konusunda ülkemizin her bölgesinin geleneği ayrı ayrı göz önünde tutulmalıdır. Yasada belirtilen ilkbahar vadesi ( ekin ekilmediğinden ), kiracının daha az masrafla taşınabilmesini, sonbahar vadesi ise ekin yapanın hasılatını kaldırabilmesini ve kiracının ürün üzerindeki hapis hakkını kullanabilme kolaylığı için kabul edilmiştir ( Tandoğan, Borçlar Hukuku Özel sayfa-209. )
Bu açıklamalardan sonra; her ne kadar mahkemece, fesih ihbarı konusunda tanık sözlerine başvurulmuşsa da bu tanıklardan kiralayanların fesih ihbarını hiç olmazsa ay olarak hangi tarihte yaptığı sorulmamış, böylelikle yasada belirlenen ilkbahar ve sonbahar vadelerinde fesih ihbarında bulunup bulunulmadığı açıklığa kavuşturulmamış, üstelik bu konudaki uyuşmazlıklarda bölgenin geleneğinin ne olduğu da gerek yerel idareden ve gerekse tanıklardan araştırılmamıştır. Bu şekilde bir inceleme ile kiralayanların fesih hakkını süresinde ihbar yaparak kullanıp kullanmadıkları hakkında bir sonuca ulaşılamaz. O halde mahkemece değinilen araştırmalar yapılmalı, gerekirse tanıklar yeniden ve yüzleştirilerek dinlenmeli ihbarın süresinde yapılıp yapılmadığı hususu duraksama yaratmadan ortaya çıkarılmalıdır.
Davanın açılmasından önce HUMK'nun 368, 374 maddeleri uyarınca yapılan delillerin tespitine ilişkin giderler 22.03.1976 tarih 1/1 sayılı Yargıtay lçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca aynı kanunun 413-426. maddelerinde yer alan yargılama giderlerinden sayılır ve talep edilmesi halinde bu giderlerin hasım tarafa ödettirilmesi gerekir. Davacı kiracı bu hususta ve tazminata faiz yürütülmesi konusunda talepte bulunmuş iken talebi hakkında olumlu-olumsuz hüküm kurulmaması da kabul şekli bakımından doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olanın kararın yukarıda açıklanan nedenlerle, BOZULMASINA, temyiz harçlarının istek halinde yatırana iadesine, 21.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy